Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

Davacının Hangi Taleplerinin Reddedildiğinin, Yargılama Giderlerinin Ne Şekilde Hüküm Altına Alındığının, Kanun Yoluna Başvurma Süresinin Ne Kadar Olduğunun Yasanın Emredici Hükmüne Rağmen Açıkça Belirtilmemesinin İsabetsiz Olduğuna İlişkin Yargıtay Karar

Davacının Hangi Taleplerinin Reddedildiğinin, Yargılama Giderlerinin Ne Şekilde Hüküm Altına Alındığının, Kanun Yoluna Başvurma Süresinin Ne Kadar Olduğunun Yasanın Emredici Hükmüne Rağmen Açıkça Belirtilmemesinin İsabetsiz Olduğuna İlişkin Yargıtay Kararı

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/13503

K. 2012/13107

T. 17.4.2012

• TALEPLERİN HER BİRİ HAKKINDA KARAR VERİLECEĞİ ( Davacının Hangi Taleplerinin Reddedildiği Yargılama Giderlerinin Ne Şekilde Hüküm Altına Alındığı ve Kanun Yoluna Başvurma Süresinin Ne Kadar Olduğu Yasanın Emredici Hükmüne Rağmen Açıkça Belirtilmemesinin İsabetsizliği )

• GEREKÇELİ KARAR ( Tefhim Edilen Hüküm Sonucuna Aykırı Olamayacağı - Duruşmada Açıklanan Hüküm Sonucu İle Gerekçeli Kararın Hüküm Sonucunun da Aynı Olmadığı/Kararın Bozulması Gereği )

• TARAFLARA YÜKLENEN HAK VE BORÇLAR ( Tereddüt Uyandırmayacak Şekilde Belirtilmesi Gereği - Duruşmaların Yoğunluğu Davanın Mahiyeti Nedeniyle Gerekçesi ve Ayrıntıları Yazılacak Gerekçeli Kararda Belirtilmek Üzere Gerekçeli Karar Yerine Kaim Olmak Üzere Davanın Ek Rapor Üzerinden Kısmen Kabulü Kararının İsabetsizliği )

• HÜKÜM SONUCU ( Davacının Hangi Taleplerinin Reddedildiği Yargılama Giderlerinin Ne Şekilde Hüküm Altına Alındığı ve Kanun Yoluna Başvurma Süresinin Ne Kadar Olduğu Yasanın Emredici Hükmüne Rağmen Açıkça Belirtilmemesinin İsabetsiz Olduğu )

ÖZET : Davacının birden fazla talebi olduğu halde hüküm "Duruşmaların yoğunluğu davanın mahiyeti nedeniyle gerekçesi ve ayrıntıları yazılacak gerekçeli kararda belirtilmek üzere HMK 321. madde uyarınca gerekçeli karar yerine kaim olmak üzere davanın ek rapor üzerinden kısmen kabulüne" denilerek açıklanmıştır. Bu şekilde kurulan ve açıklanan hükümde taraflara yüklenen hak ve borçların açık ve şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde belirtilmediği ortadadır. Açıklanan hüküm sonucunda davacının hangi taleplerinin reddedildiği, yargılama giderlerinin ( masraf ve vekalet ücretleri ) ne şekilde hüküm altına alındığı, kanun yoluna başvurma süresinin ne kadar olduğu Yasanın emredici hükmüne rağmen açıkça belirtilmemiştir. 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz." Yukarıda belirtildiği üzere duruşmada açıklanan hüküm sonucu ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun da aynı olduğu söylenemez. Bu nedenlerle 6100 sayılı yasanın 297, 298/2 ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurların hiç birisini taşımadığı anlaşılan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

DAVA : Davacı, işe başlatmama tazminatı, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ile faizi ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Günindi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : A ) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, kesinleşen işe iade kararına rağmen işe başlatılmadığını iddia ederek işe başlatmama tazminatı, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ile faizi ve ücret alacaklarının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

B ) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davanın reddini istemiştir.

C ) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, 22.11.2011 tarihli oturumda "1- Duruşmaların yoğunluğu davanın mahiyeti nedeniyle gerekçesi ve ayrıntıları yazılacak gerekçeli kararda belirtilmek üzere HMK 321. madde uyarınca gerekçeli karar yerine kaim olmak üzere davanın ek rapor üzerinden KISMEN KABULÜNE" şeklinde kısa karar tefhim edilmiş, gerekçeli kararda da davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D ) Temyiz:

Kararı davalı Vekili temyiz etmiştir.

E ) Gerekçe:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda 22.11.2011 tarihli son duruşmada kısa karar "1- Duruşmaların yoğunluğu davanın mahiyeti nedeniyle gerekçesi ve ayrıntıları yazılacak gerekçeli kararda belirtilmek üzere HMK 321. madde uyarınca gerekçeli karar yerine kaim olmak üzere davanın ek rapor üzerinden KISMEN KABULÜNE" şeklinde açıklanmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;

a ) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,

b ) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,

c ) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,

ç ) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,

d ) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,

e ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,

içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.

Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun "Hüküm" başlıklı 321. maddesinde aynen;

"Hüküm

MADDE 321- ( 1 ) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.

( 2 ) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir." hükmü düzenlenmiştir.

321. maddedeki "hükme ilişkin tüm hususlar" dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.

Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.

Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir ( Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı ).

Halen yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.

Taraflar hükmün tefhiminin HMK.nun 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.

Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere "taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

Somut olayda, davacının birden fazla talebi olduğu halde hüküm "1- Duruşmaların yoğunluğu davanın mahiyeti nedeniyle gerekçesi ve ayrıntıları yazılacak gerekçeli kararda belirtilmek üzere HMK 321. madde uyarınca gerekçeli karar yerine kaim olmak üzere davanın ek rapor üzerinden KISMEN KABULÜNE" denilerek açıklanmıştır.

Bu şekilde kurulan ve açıklanan hükümde taraflara yüklenen hak ve borçların açık ve şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde belirtilmediği ortadadır.

Açıklanan hüküm sonucunda davacının hangi taleplerinin reddedildiği, yargılama giderlerinin ( masraf ve vekalet ücretleri ) ne şekilde hüküm altına alındığı, kanun yoluna başvurma süresinin ne kadar olduğu Yasanın emredici hükmüne rağmen açıkça belirtilmemiştir.

6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz."

Yukarıda belirtildiği üzere duruşmada açıklanan hüküm sonucu ile gerekçeli kararın hüküm sonucunun da aynı olduğu söylenemez.

Bu nedenlerle 6100 sayılı yasanın 297, 298/2 ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurların hiç birisini taşımadığı anlaşılan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 
free poker