Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

Sanıkların Ortağı Olduğu Firmalara Hisseleri Bulunan Bankalardan Kredi Kullandırma Eylemlerinin Basit Zimmet Suçunu Oluşturduğuna, Suç Tarihlerinin Kredilerin Temdit Edildiği Tarih Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Sanıkların Ortağı Olduğu Firmalara Hisseleri Bulunan Bankalardan Kredi Kullandırma Eylemlerinin Basit Zimmet Suçunu Oluşturduğuna, Suç Tarihlerinin Kredilerin Temdit Edildiği Tarih Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/7-210

K. 2011/218

T. 1.11.2011

• HİZMET SEBEBİYLE EMNİYETİ SUİSTİMAL ( Sanıkların Ortağı Olduğu Firmalara Hisseleri Bulunan Bankalardan Kredi Kullandırma Eylemlerinin Basit Zimmet Suçunu Oluşturduğu - Suç Tarihlerinin Kredilerin Temdit Edildiği Tarih Olduğunun Zamanaşımında Gözetileceği )

• ZAMANAŞIMINDAN DÜŞME KARARI ( Sanıkların Ortağı Olduğu Firmalara Hisseleri Bulunan Bankalardan Kredi Kullandırma Eylemlerinin Basit Zimmet Suçunu Oluşturduğu - Suç Tarihlerinin Kredilerin Temdit Edildiği Tarih Olduğu/Davanın Zamanaşımı Sebebiyle Ortadan Kaldırılmasına Karar Verilemeyeceği )

• BASİT ZİMMET ( Sanıkların Sahibi Oldukları Firmalara Hakim Hissedarı Oldukları Bankalardan Limitleri Dolduğu Halde Kredi Kullandırma Eylemlerinin Hizmet Sebebiyle Emniyeti Suistimal Değil Basit Zimmet Suçunu Oluşturduğu )

• SANIKLARIN HAKİM HİSSEDARI OLDUKLARI BANKALAR ARACILIĞI İLE KENDİ FİRMALARINA LİMİTLERİ DOLDUĞU HALDE KREDİ KULLANDIRMALARI ( Eylemlerin Basit Zimmet Suçunu Oluşturacağı )

• TALİMATLARA AYKIRILIK ( Sanıkların Sahibi Oldukları Firmalara Hakim Hissedarı Oldukları Bankalardan Limitleri Dolduğu Halde Kredi Kullandırdığı/ Eylemin Basit Zimmet Suçunu Oluşturduğu - Kamu Davasının Zamanaşımı Sebebiyle Ortadan Kaldırılmasının Hukuka Aykırı Olduğu )

• VARSAYIMSAL ZİMMET ( Eyleme 4389 S.K. Md.22 İle 5411 S.K. Md. 160'da Yer Alan Hükümlerinin Uygulanma Koşullarının Bulunmadığı )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Sanıkların Sahibi Oldukları Firmalara Hakim Hissedarı Oldukları Bankalardan Limitleri Dolduğu Halde Kredi Kullandırdığı/Birden Fazla Kredilendirme Eylemlerinin Zincirleme Suç Olarak Kabulü Gereği - Sanıkların Eylemlerinin Zincirleme Biçimde Basit Zimmet Suçunu Oluşturacağı )

• BİRDEN FAZLA KREDİLENDİRME EYLEMİ ( Sanıkların Sahibi Oldukları Firmalara Hakim Hissedarı Oldukları Bankalardan Limitleri Dolduğu Halde Kredi Kullandırdığı - Sanıkların Eylemlerinin Zincirleme Biçimde Basit Zimmet Suçunu Oluşturacağı )

• YURTDIŞINA ÇIKIŞ YASAĞININ KALDIRILMASI ( Sanıkların Hakim Hissedarı Olan Bankalar Aracılığı İle Limitleri Dolduğu Halde Şirketlerine Kredi Kullandırdığı - Yurt Dışına Çıkış Yasağının Kaldırılmasının Hukuka Aykırı Olduğu )

ÖZET : Hakim hissedarları oldukları bankadan kredi limitleri dolduğu halde kendi firmalarına kredi kullandıran sanıkların eylemleri hakkındaki uyuşmazlıklar;

Özel Daire ilamında belirtilen, sanıklar hakkında açılan kamu davasında yerel mahkemece hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçunu oluşturduğu gerekçesiyle zamanaşımından düşme kararı verilen eylemlerin banka zimmeti suçunu oluşturup oluşturmayacağı konusundadır.

Önceki tarihli iddianamenin konusunu oluşturan ve yerel mahkemece talimatlara aykırılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilen, sanıkların "... Turkcell Holding A.Ş. 'ye avans ve Pamukbank Finansal Kiralamayla Pamukbank Factoring A.Ş. 'ye gayri nakdi kredi kullandırma" eylemlerinin banka zimmeti suçunu oluşturup oluşturmayacağı,

Sanıkların farklı tarihli iddianamelerle açılan kamu davalarında yerel mahkemenin birleşen dosyalardaki eylemlerinin banka zimmeti suçunu oluşturup oluşturmayacağı,

Özel Dairece sanıklar hakkında "yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına" karar verilmesinde isabet bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Suç tarihlerinin kredilerin temdit edildiği tarih olduğu, sanıklar Mehmet Emin Karamehmet ve Dinç Bilgin hakkında Etibank tarafından Çukurova Grubu firmaları olan ch Financial lnvestments Ltd. Şti., Inter Capital Ltd. Şti. ve Inter Overseas Ltd Şti. firmalarına kredi kullandırma eylemlerinin basit zimmet suçunu oluşturduğu,

Özel Daire ilamının yerel mahkemece talimatlara aykırılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilen, sanıkların "... kredi, Turkcell Holding A.Ş. 'ye avans ve Pamukbank Finansal Kiralamayla Pamukbank Factoring A.Ş. 'ye gayri nakdi kredi kullandırma" eylemlerinin basit zimmeti suçunu oluşturduğu, bu sebeple kamu davasının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına dair yerel mahkeme hükmü ile bu hükmü onayan Özel Daire kararında isabet bulunmadığı,

Sanıkların ilgili iddianamelerle açılan kamu davalarında birleşen yerel mahkeme dosyalarındakidaki şirketlere kredi kullandırma eylemlerinin basit zimmet suçunu oluşturduğu,

Sanık Mehmet Emin Karamehmet hakkında varsayımsal zimmete dair 4389 Sayılı Bankalar Yasasının 22 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının ya da 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 160. maddesinin 3 üncü fıkrasının uygulanma koşulları bulunmadığı,

Birden fazla kredilendirme eylemlerinin zincirleme suç olarak kabulü gerekip sanıkların tüm eylemlerinin zincirleme biçimde basit zimmet suçunu oluşturduğu,

Sanıklar hakkında, yerel mahkemece konan yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına dair Özel Daire kararının yerinde olmadığı, sonuçlarına ulaşılmıştır.

DAVA : İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2004 gün ve 223 Sayılı iddianamesiyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet ve Dinç Bilginle haklarındaki hükümler inceleme dışı olan sanıklar Osman Berkmen, Orhan Emirdağ ve Cavit Çağlar'ın banka zimmeti suçundan 4389 Sayılı Bankalar Yasasının 22/3 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış ve mahkemenin 2004/140 esas sayılı ana dosyasında yargılamaya başlanmıştır.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2003 gün ve 449 Sayılı iddianamesiyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ, Osman Berkmen, İsmail Sezer Birgili ve hakkındaki hüküm inceleme dışı olan sanık Tevfik Fikret Aktekin'in talimatlara aykırılık suçundan 4389 Sayılı Bankalar Yasasının 22/2 nci maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, mahkemece eylemlerin banka zimmeti suçunu oluşturduğundan bahisle 19.10.2004 gün ve 376-2705 sayıyla görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince 03.02.2005 gün ve 479-17 sayıyla yargılamanın aynı mahkemenin 2004/3 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonucunda da 23.02.2005 gün ve 3-30 sayıyla görevsizlik kararı verilerek dosya İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, belirtilen mahkemece de 5.5.2005 gün ve 39-30 sayıyla 2004/140 esas sayılı ana dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2004 gün ve 2778 Sayılı iddianamesiyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağla haklarındaki hükümler inceleme dışı olan sanıklar İsmail Sezer Bilgili, Tevfik Fikret Aktekin, Ahmet Mesut Ersoy ve Ertuğrul Ayvacıklı'nın hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan 765 Sayılı T.C.K.nın 510 ve 522 nci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, anılan mahkemece 16.04.2004 gün ve 156-931 sayıyla görevsizlik kararı verilerek dosya İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, anılan mahkemece 19.7.2004 gün ve 160-54 sayıyla yine aynı mahkemenin 2004/140 esas sayılı dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 16.6.2004 gün ve 4774 Sayılı iddianamesiyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ ve Osman Berkmen'in hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan 765 Sayılı T.C.K.nın 510 ve 522 nci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, anılan mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, bu mahkemece de dosyanın, 19.10.2006 gün ve 73-87 sayıyla 2004/140 esas sayılı dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir.

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2004 gün ve 4725 Sayılı iddianamesi ile de sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağla haklarındaki hüküm inceleme dışında bulunan sanıklar Tevfik Fikret Aktekin, İsmail Sezer Bilgili, Kemal Kabataş, Hüseyin Dönmez ve Hüseyin Mete'nin hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan 765 Sayılı T.C.K.nın 510 ve 522 nci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, anılan mahkemence 19.10.2004 gün ve 376-2705 Sayılı görevsizlik kararı verilerek dosyanın gönderildiği İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 23.02.2005 gün ve 2004/3-30 Sayılı görevsizlik kararı verilerek dosya İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, 2005/39 esasına kaydedildikten sonra 05.05.2005 gün ve 39-30 sayı ile de 2004/140 esas sayılı ana dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir.

Birleşen bu dosyalar üzerinden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince 10.02.2010 gün ve 140-5 sayı ile;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2004 gün ve 223 ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2003 gün ve 449 Sayılı iddianamelerine konu eylemlerle ilgili olarak açılan kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmalarına,

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2004 gün ve 2778, 15.6.2004 gün ve 4725 ile 16.6.2004 gün ve 4774 Sayılı iddianamelerine konu eylemlerle ilgili olarak;

Sanık Mehmet Emin Karamehmet'in banka zimmeti suçundan 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 160/3, 765 Sayılı T.C.K.nın 80, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 160/5 ve 765 Sayılı T.C.K.nın 59 uncu maddeleri uyarınca sonuç olarak 11 yıl 8 ay hapis ve 471.950.066,30 Lira adli para,

Sanık Osman Berkmen'in 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 160/2, 765 Sayılı T.C.K.nın 80, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 160/5, 765 Sayılı T.C.K.nın 59 uncu maddeleri uyarınca 9 sene 8 ay 20 gün hapis ve 471.950.066,30 Lira adli para,

Sanık Orhan Emirdağ'ın aynı Yasa maddeleri uyarınca 10 yıl 4 ay 13 gün hapis ve 471.950.066,30 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ve sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına, mahkeme üyesi Hakim İlhan Karagöz'ün karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.

Hükümlerin sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ müdafileri, katılan TMSF ve BDDK vekilleri ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 15.6.2011 gün ve 4497-8160 sayı ile;

"... III- 11.2.2010 tarihli müddeti muhafaza dilekçesi nedeniyle, BDDK vekillerinin hükmün tamamını temyiz ettiği yönündeki üye Orhan Koçak'ın karşı oyu ile 18.5.2010 tarihli dilekçesiyle, müdahil Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu vekilleri temyizlerini, 11.05.2004, 24.12.2003 ve 15.06.2004 tarihli iddianamelerle açılan davalar sonucunda verilen hükümlere hasrettiğinden, temyiz kapsamına göre, anılan davalarla ilgili hükümlere yönelik yapılan incelemede;

a-)11.05.2004 tarihli iddianameyle Pamukbank ve Etibank hakim hissedarları olan sanıkların, kredi kullanma limitleri dolmuş olan kendi grup firmalarına, dolaylı yoldan kredi kullandırabilmek amacıyla, 'back to back' olarak adlandırılan karşılıklı kredi ilişkisine girdikleri iddiasıyla açılan ve mahkemenin, 2004/140 esaslı davayla ilgili hükme yönelik yapılan incelemede,

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere gösterilen gerekçeye ve takdire göre, müdahil BDDK vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ, Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar haklarındaki hükmün, istem gibi, üye Dr. Birsen Karakaş'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla onanmasına,

b-) Müdahil BDDK vekilinin sanıklar hakkında 24.12.2003 tarihli iddianameyle talimatlara aykırılık suretiyle 4389 Sayılı Kanunun 22/2 nci maddesine muhalefet suçundan açılan ve mahkemenin 2005/39 esasında kayıtlı davayla ilgili hükme yönelik temyizinin incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere gösterilen gerekçeye ve takdire göre, müdahil BDDK vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ, Osman Berkmen ve İsmail Sezer Birgili haklarındaki hükmün, üyeler Orhan Koçak'ın, Sınayi ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'ye ve Dr. Birsen Karakaş'ın, Sınayi ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. , Turkcell Holding A.Ş. , Pamuk Factoring A.Ş. , Pamuk Finansal Kiralama A.Ş. firmalarına kredi kullandırılmasıyla ilgili açılan davalarda, karşı oyları ve oyçokluğuyla diğer konularda oybirliğiyle istem gibi onanmasına,

c-)...

2-)...

IV-Cumhuriyet savcısı ve sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ müdafilerinin adı geçen sanıklar hakkında 08.04.2004, 15.6.2004 ve 16.06.2004 tarihli iddianamelerle açılan ve mahkemenin 2004/160, 2006/73 ve 2005/39 esas sayılı dosyalarıyla ilgili olarak, Pamukbank yönetim kurulu ve kredi komitesi üyesi olan sanıkların, Egelim Ege Liman Hizmetleri ve Nakliyecilik A.Ş. , Cine 5 Filmcilik Yayıncılık A.Ş. , Avrupa Amerika Holding A.Ş. , aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. , Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. , Pamukspor ve Turizm Hizmetleri A.Ş. , Çukurova İthalat ve İhracat T.A.Ş. , Egesat Ege Endüstri Ürünleri İmalat A.Ş. , Baytur İnşaat ve Taahhüt A.Ş. , Avor Investment Company Inc., bmc Sanayi ve Ticaret A.Ş. , Çukurova Sanayi İşletmeleri A.Ş. ve Çukurova Çelik Endüstri A.Ş. firmalarına sağlanan krediler sonucunda adı geçen sanıklar hakkında, zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyizlerinin incelenmesinde;

Sanıklar hakkındaki davalara esas teşkil eden murakıp raporları, Pamukbank T.A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı görevlilerince düzenlenen müfettiş raporları ve konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurulan bilirkişi raporlarının tümünde, mahkemece mahkûmiyete esas alınan davaya konu teminat mektubu ve kredilerin tamamının, adı geçen firmalara 1998 yılı öncesinde verildiği, 4389 Sayılı Bankalar Yasasının yürürlüğe girdiği 23.6.1999 tarihinden sonra bankadan herhangi bir nakit çıkışının söz konusu olmadığı, bu tarihten sonra, 1998 yılı ve öncesinde belirtilen firmalara verilen ve ödenmeyen kredilerin ana para ve faizleri toplamı üzerinden belirlenen yeni borç tutarlarının hesaplanarak temdit işlemlerinin gerçekleştiği, yeni borç yapılandırmasından ibaret temdit işlemlerinin ek teminatlar da alınarak gerçekleştirilmesi sırasında, bankadan yeni bir nakit çıkışının söz konusu olmadığı belirtilmiş olup, 4389 Sayılı Bankalar Yasasının yürürlüğe girdiği 23.06.1999 tarihinden önce yürürlükte olan 3182 Sayılı Bankalar Yasasında belirtilen eylemlerin suç olarak düzenlenmediği, buna karşılık Pamukbank'ın kamu bankası olmaması sebebiyle atılı eylemlerin; 765 Sayılı T.C.K.nın 202 nci maddesinde tanımı yapılan zimmet suçunu da oluşturmayacağı, bununla birlikte koşulların varlığı halinde 765 Sayılı Kanunun 510. maddesinde düzenlenen hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçunu oluşturabileceği gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü tesisi,

Yasaya aykırı, yerel Cumhuriyet savcısı, müdahil BDDK vekilleriyle sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ve sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme sırasında öne sürdükleri temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün yukarda belirtilen sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 321 inci maddesi uyarınca üye Dr. Birsen Karakaş'ın karşı oyu ile bozulmasına, bozma gerekçesine göre, sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ haklarındaki yurtdışına çıkış yasağının üye Dr. Birsen Karakaş'ın karşı oyu ile kaldırılmasına...",

Karar verilmiştir.

Daire Üyesi Orhan Koçak;

"... 1- BDDK vekili 12.2.2010 tarihli müddeti muhafaza dilekçesiyle hükmün tamamını temyiz etmiş olup gerekçeli temyiz dilekçesinde de diğer temyizlerden açıkça vazgeçilmediğinden çoğunluğun gerekçeli temyiz dilekçesiyle sınırlı inceleme yapılması,

2-) 15.6.2004 tarihli iddianamede dava açılan Tantaş Şirketiyle ilgili olarak zimmet suçundan sanık Kemal Kabataş'la ilgili bir karar verilmemesi,

3-) Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü tarafından Çukurova grubu şirketlerine kullandırılmaması talimatına rağmen devamlı olarak kredi açılmak suretiyle temdit edilmesi, vadesi gelmesine rağmen tahsili cihetine gidilmemesi zimmet suçunu oluşturabilirse de 23.06.1999'da yürürlüğe giren 4389 Sayılı Bankalar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kredi açılıp bu tarihten sonra temdit edilen (uzatılan) kredi tahsisi sırasında bankadan para çıkışı olmaması, amacın bankanın alacağını karşılamak üzere kredi açılması sebebiyle bu eylemlerde zimmet suçunun maddi ve manevi unsurları gerçekleşmemiştir.

Ancak;

24.12.2003 tarihli iddianamede belirtilen Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün talimatlarına rağmen Çukurova grubu şirket ve banka hissedarı olan Sınai ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'ye 4389 Sayılı Bankalar Kanununun yürürlüğe girdiği 23.06.1999'dan sonra 30.3.2001 tarihinde verilen kredi, iddianamedeki anlatıma göre adi zimmet suçunu oluşturacağından, çoğunluğun bu iddianameyle ilgili olarak Sınai ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. ile ilgili eylemin talimatlara aykırılık suçunu oluşturduğu düşüncesiyle verilen zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırma kararının onanmasına dair çoğunluk kararı doğru olmadığından,

Kabule göre de;

4-) Mahkûmiyette nazara alınan dövizlerin efektif satış kuru toplamı 326.840.851 TL olduğu halde 188.788.026 TL üzerinden adli para cezası tayini...",

Görüşüyle,

Daire Üyesi Birsen Karakaş ise;

"... Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün, davanın esasını oluşturan Pamukbank Yönetim Kurulu Başkanlığına hitaben yazdığı; 16 Ağustos 1991 tarih ve 36021 Sayılı yazılarında 'Çukurova grubuna hiçbir surette kredi kullandırılmaması yönünde talimat' verilmiştir.

Bankalar yeminli başmurakıbının Çukurova Grubu riskleri toplamının Kredi reeskont geçici hesaplarla ilgili 24.12.1997 tarih ve M-7/15/656 Sayılı mütalaası üzerine Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün 23.1.1998 tarih 3076 Sayılı yazısıyla Pamukbank Yönetim Kuruluna '30.9.1997 tarihi itibariyle 245.955 milyar TL olduğu, bu risklerin tamamının donuklaştığı ve grup bankalarında tutulan 10.584 milyar TL tutarındaki deponun da risk toplamına dahil edilmesi halinde grubun toplam risk tutarının 256.539 milyar TL ye ulaştığı, donuklaşan grup riskleri sebebiyle aktif kalitesinin, dolayısıyla Bankanın mali bünyesinin önemli ölçüde bozulduğu, aralık 1997 itibariyle yaklaşık 325 milyon TL döviz pozisyon açığı bulunduğu, bankanın birikmiş zararının azaltılması ve çözümlenemeyecek boyutlara ulaşmamasını teminen 'Çukurova grubuna yeni kaynak kullandırılmaması yönündeki politikalara devam edilmesi, grup risklerinden nakit tahsilatına başlanması ve toplam grup risklerinin en kısa zamanda bilanço toplamının yüzde 25'i seviyesine indirilmesi, …ve zorunlu harcamalar dışında tüm giderlerin kontrol altına alınması' talimatı verilmiştir.

Yeniden, Bankalar yeminli başmurakıplarının, Bankanın, 30.6.1999 tarihli mali tablolar esas alınarak yapılan incelemeleri sonucunda düzenlenen 28.02.2000 tarih ve R-2, R-2 Sayılı Mali Bünye Raporu değerlendirilerek Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü tarafından yazılan 11.4.2000 tarihli 28414 Sayılı yazıları ile '…Bankanız yetkilileriyle yapılan 21 Şubat 2000 tarihli toplantıda değeri 25-30 milyar abd doları arasında tahmin edilen bankanızın % 7 hissesine sahip olduğu iştiraklerinden Turkcell'in satışından bankanızca ve Çukurova grubunca elde edilecek girdilerin grup risklerinin tasfiyesiyle sermaye artışında kullanılacağı ve bu satışın Haziran ayından önce gerçekleşmesinin tahmin edildiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede Bankanızın mali bünyesindeki olumsuzlukların giderilmesini teminen 4491 Sayılı Kanunla değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına istinaden Bankanızca;

1-) Çukurova grubuna doğrudan ve dolaylı olarak hiçbir şekil ve surette yeni kredi kullandırılmaması,

2-) Bankanız aktifinde yer alan gizli rezerv niteliğindeki varlıkların ivedilikle elden çıkartılması, Çukurova grubu risklerinin tasfiyesi ve sermayenin nakit olarak arttırılması suretiyle mali bünyenin iyileştirilmesine yönelik bir uygulama planının hazırlanarak yazımız tarihinden itibaren 15 gün içinde müsteşarlığımıza gönderilmesi gerekli görülmüştür' şeklinde talimat verilmiştir.

Tüm bu yazışmalardan sonra mali yapıda bir iyileşme olmadığını hatta daha da kötüye gidiş olduğunu tespit eden BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından 18.6.2002 tarihinde el konularak Banka TMSF'ye (Türkiye Mevduat ve Sigorta Fonuna) devredilmiştir.

BDDK' nın el koyma kararı şöyledir:

'... 4389 Sayılı Bankalar Kanununa 4743 Sayılı Kanunla eklenen geçici 4 üncü maddeye istinaden yapılan özel denetim çerçevesinde oluşturulan çalışma grupları ve üst komisyon tarafından bağımsız denetim ve murakıp raporları göz önünde bulundurulmak suretiyle hazırlanan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 11.6.2002 tarih ve BDDK, deg/50-2-6588 Sayılı yazısı ekini teşkil eden raporlardan Pamukbank T.A.Ş. 'ne dair raporlar ve Pamukbank T.A.Ş. Nil Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 'ne devri taleplerine dair ayrıntıları içeren 18.6.2002 tarih ve BDDK, kyi-37-1, 50-1-6984 Sayılı yazısı ve ekleri incelenmiştir.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda;

1-) Pamukbank T.A.Ş. 'nin Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 'ye devrine yönelik olarak sunulan plan ve fizibilite raporlarının uygulanabilir olmadığına,

2-) Mali bünyesindeki olumsuzlukların giderilmesini teminen 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları kapsamında alınması istenen tedbirleri almayan, yükümlülüklerinin toplam değeri varlıklarının toplam değerini aşan, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden, kaynaklarını bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde Bankanın yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının lehlerine kullandıran Pamukbank T.A.Ş. 'nin, temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetiminin 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verilmiştir'

TMSF tarafından yapılan inceleme sonucunda, el konulan bu bankada ve karşılıklı kredi ilgisi sebebiyle daha önce el konulmuş olan Etibank'ta gerçekleştirilen bazı işlemlerden dolayı, bu işlemleri yaptığı tespit edilen sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ haklarında, talimatlara aykırılık, hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal ve zimmete para geçirme suçlarından, Cavit Çağlar ve Dinç Bilgin haklarında ise zimmete para geçirme suçundan cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.

Sözü edilen işlemlerin, gerçekleştirme yöntemlerine göre aşağıda dört başlık altında toplanarak bankacılık mevzuatına göre hangi suç kapsamında kaldığı açıklanmaya çalışılacaktır:

1-) Back-to-back (karşılıklı) kredi kullandırma yöntemi:

Pamukbank ve Etibank mensup oldukları grup firmalarına 17.8.1998-10.9.1998 tarihleri arasında karşılıklı (back-to-back) kredi kullandırmışlardır. Her iki bankanın da kullandırdığı kredi toplamı 25 milyon dolardır. Bu kredilerin geri ödeme tarihleri olarak 3.9.2000-17.9.2000 tarihleri kararlaştırılmıştır. Etibank Yönetim Kurulunca 9.8.2000 tarihinde alınan kararla, Çukurova grubu firmalarına açılan krediler 48 ay vadeli olarak temdit edilmiştir. Temdit edilen bu kredi, Etibank'ın TMSF'ye devrinden sonra temdit süresi beklenmeden 14.11.2000-27.11.2000 tarihleri arasında tahsil edilmiştir. Pamukbank'ın, Etibank'ın mensup olduğu grup firmalarına açtığı kredinin ise ödenip ödenmediği bilinememektedir.

Bu kredilerle ilgili olarak 11.5.2004 gün ve 2004/223-688 iddianame sayılı 1. iddianameyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ, Dinç Bilgin, Cavit Çağlar haklarında 4389 Sayılı Kanuna muhalefet etmek suçundan cezalandırılmaları için dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda tüm sanıklar hakkında emniyeti suiistimal suçundan zamanaşımıyla ortadan kaldırılmasına kararı verilmiştir.

Eylemin Niteliği:

İddianamede de anlatıldığı gibi sanık Dinç Bilgin yönünden bu eylem, hakim ortağı olduğu Etibank'a ait parayı, diğer sanık Mehmet Emin Karamehmetle iştirak halinde zimmetine geçirme suçunu oluşturmaktadır.

Şöyle ki;

Dosya içersinde bulunan bilirkişilerden Doç. Dr. Mahmut Koca'nın ayrık görüş raporunda da belirtildiği gibi Back-to-back (karşılıklı) krediler, hakim ortağı olduğu bankalardan yasal engeller sebebiyle kendi firmalarına kredi kullandırma imkanı bulunmadığından kendi aralarında yazılı ya da sözlü anlaşmalar çerçevesinde birbirlerine verdikleri krediler olarak tanımlanmaktadır. Bu krediler, birbirlerinin teminatı niteliğindedir. 'Ödemezsen ben de ödemem' anlayışıyla verilmektedir. Bankaların karşılıklı kredi kullandırmaları bir kredi türü olarak suç teşkil etmez. Ancak 4389 Sayılı Kanun döneminde baştan itibaren geri dönmeyeceğini bilerek kredi yeterliliği olmayan gerçek ya da tüzel kişilere bu tür bir kredi açılması 4389 Sayılı Kanunun 22/3 maddesi ya da 5411 Sayılı Kanunun 160/2 maddesi (lehe yasa belirlendikten sonra) uyarınca zimmet suçunu oluşturacaktır. (Bkz; Sözüer s.179. Mahmutoğlu s.241-242) Böyle bir durumda zimmet suçunun tespiti için kredi veren bankanın içinde bulunduğu durum ve kredi verilen firmaların kredi değerliliği önem arz etmektedir. Somut olayımızda sanık Dinç Bilgin, Etibank'ın alacaklısı olduğu karşılık kredisini 9.8.2000 tarihinde 48 ay süreyle temlik etmiştir. Bu temliki yapılırken kredi borçlusu firmanın kredi değerliliği bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Dosya kapsamına göre de kredi değerliliği yoktur. Ayrıca karşılık krediyi temdit eden Etibank'ın da mali yapısı bu temdidi yapmaya uygun değildir. Zira temditten 2 ay 20 gün sonra 27.10.2000 tarihinde Etibank'a el konularak TMSF'ye devredilmiştir.

Etibank tarafından verilen karşılık (back-to-back) kredi, verildiği tarih itibariyle hukuka uygun olsa da, kredi veren bankanın ve kredi verilen firmanın temdit tarihindeki mali yapılarına göre bu kredinin vadesinin uzatılmaması ve derhal tahsili cihetine gidilmesi gerekirdi. Bu yapılmayarak kredi, temdit edilmeden önce ödenmeyeceği bilindiği halde temdit edilmiştir. Bu temlikle de kredi, temdit tarihi olan 9.8.2000 tarihi itibariyle hukuka aykırı hale gelmiştir.

Sanık Dinç Bilgin'in Etibank tarafından Pamukbank'ın mensup olduğu grup firmasına kullandırılan back-to-back (karşılıklı) krediyi temdit etme eylemi banka parasını zimmete geçirme suçunu oluşturmaktadır. Suç tarihi kredinin 48 aylık süreyle temdit edildiği 9.8.2000 tarihidir. Kredinin temdit edildiği tarihte temdit koşullarının bulunmadığı konusu basit bir iç denetimle anlaşılması mümkün olduğundan eylem basit nitelikte zimmet suçudur.

Sanık Mehmet Emin Karamehmet'in bu işlemdeki eylemine gelince;

Back-to-back (karşılıklı) krediler gruplar arasında sözlü ya da yazılı anlaşmayla yapılmaktadır. Sözlü ya da yazılı talep olmaksızın bir firmanın kredisinin temdit edilmesi söz konusu olamaz. Olayımızda da her ne kadar yazılı talep olmadığı belirtilmekte ise de bu temdidin, karşılık (back-to-back) kredi kullanan firma sahibi ve Pamukbank'ın hakim ortağı olan bu sanığın sözlü talebi üzerine yapıldığının kabulü gerekir. Aksinin düşünülmesi işlemin amacı ve niteliği gözetildiğinde hayatın olağan akışıyla bağdaşmaz. Bu sanık da temditten önce kredinin ödenmeyeceğini bilerek hareket etmiştir. Açıklanan sebeple olayda, sanık Mehmet Emin Karamehmet diğer sanık Dinç Bilgin'e krediye temdit ettirmek suretiyle zimmet suçuna iştirak etmiştir.

2-) Çukurova grubu firmalarına kullandırılmış olan ve vadesinde ödenmediği halde Kredi Komitesi kararıyla kredilerin temdit edilmesi yöntemi:

a-) Baytur İnşaat Taahhüt A.Ş. 'ye muhtelif tarihlerde kullandırılan ve vadeleri dolmasına rağmen ödenmeyen kredilerin ertelenmesi talepleri, firmanın kredi değerliliği bulunmadığı bilindiği halde kredi komisyonunca geriye dönük olarak kabul edilip 8.3.2000 ve daha sonra 6.12.2001 tarihlerinde onaylanmak suretiyle ertelenmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 65 trilyon lira borcu bulunmaktadır.

b-) Çukurova İthalat İhracat A.Ş. 'ye 31.5.1991 tarihinde Şişli Şubesince verilen 2.130.000 dolar ve 27.11.1997 tarihinde Bahreyn Şubesinden verilen 57 milyon dolar kredilerin vadeleri dolduğu halde faiz ve ana para tahsilatı yapılmadan 25.12.2001 tarihinde Kredi Komisyonu kararıyla bu krediler temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 90.793.014 dolar borcu bulunmaktadır.

c-) bmc San ve Tic. A.Ş. 'ye 25.4.1995 tarihinde Bahreyn Şubesinden kullandırılan, üç yıl vadeli 1.3 milyon dolar kredi, 6.12.2001 tarihinde, 5.9.1996 tarihinde kullandırılan beş yıl vadeli 1.8 milyon dolar kredi 7.12.2001 tarihinde, 27.9.1996 tarihinde kullandırılan 767.784 dolar kredi 7.12.2001 tarihinde firmanın kredi değerliliği bulunmadığı halde üç yıl temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.06.2002 tarih itibariyle firmanın 321.861.593.000. 000-TL borcu bulunmaktadır.

d-) Çukurova Sanayi İşletmeleri A.Ş. 'ye 8.1.1991 - 12.8.1991 tarihleri arasında toplam 6.103.013 dolar tutarında kullandırılan beş adet kredi, 12.12.1997 - 26.12.1997 tarihleri arasında Bahreyn Şubesinden kullandırılan 4 adet toplam 24.860.000 dm'lık döviz kredisiyle kapatılmıştır. 12.12.2000 - 26.3.2001 tarihlerinde bu kredinin vadesi dolduğu halde firma faiz ödemesi yapamadığı gibi kredi değerliliği de bulunmamasına rağmen 25.12.2001 tarihinde kredi ödemesi üç yıl süreyle temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 23.109.120.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

e-) Çukurova Çelik Endüstri A.Ş. 'ye 9.4.1997 tarihinde 500 000 dolar tutarında kredi kullandırılmıştır. Bahreyn şubesinden kullandırılan bu kredi beş yıl vadelidir. Firma bu krediyi vadesinde ödeyememiş, faiz ödemesi dahi yapamayan ve kredi değerliliği de bulunmayan firmanın kredi borcu 9.4.2002 tarihinde temdit edilmiştir.

Yukarıda belirtilen kredilerle ilgili olarak 8.4.2004 gün ve 2004/2778 Sayılı 2. iddianameyle Kredi Komitesi üyeleri Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ haklarında emniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmaları için açılan dava, eylemin zimmet suçunu oluşturacağından bahisle görevsizlik kararıyla Ağır Ceza mahkemesine gönderilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda bu eylemler nitelikli zimmet suçu kapsamında değerlendirilerek sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

f-) 19.12.1997 tarihinde aldığı 3.5 milyon dolar kredi sebebiyle Pamukbank'a borçlu bulunan aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. 'ye ait olan Show Tv 15.12.1999 tarihinde borçlarıyla birlikte Çukurova grubuna devredilmiştir. Daha önceki ertelemelere rağmen ödenmeyen bu kredi en son 3.12.2001 tarihinde temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devir tarihi olan 18.6.2002 tarihi itibariyle firmanın 8.489.970.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

g-) 17.11.1997 tarihinde Çukurova gurubuna geçen Aslı Gazetecilik A.Ş' ye 30.04.1997 - 1.12.1997 tarihleri arasında toplam 6,5 milyon dolar kredi kullandırılmıştır. Bu krediler vadesinde ödenmediği gibi 8.3.2000 ve 4.12.2001 tarihlerinde temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devir tarihi olan 18.6.2002 tarihi itibariyle firmanın 16.908.630.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

ğ) Sermayesinin % 99,5'i Pamukbank'a ait olan Pamuk Spor ve Turizm Hizmetleri A.Ş. 'ye 3.3.1997 günü 17.6 milyon dolar kredi kullandırılmıştır. Vadesinde ödenmeyen bu kredi 08.03.2000 ve 25.12.2001 tarihlerinde temdit edilmiştir. Yine 8.5.1997 tarihinde kullandırılan 1.2 milyon dolar kredi vadesinde ödenmediği halde 04.05.2000 ve 19.12.2000 tarihlerinde temdit edilmiştir.

Yukarıda belirtilen bu kredilerle ilgili olarak 16.6.2004 gün ve 2004/4774 iddianame sayılı 6. iddianameyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ haklarında hizmet sebebiyle emniyeti suiistimal suçundan açılan dava görevsizlik kararıyla Ağır Ceza mahkemesine gönderilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda sanıkların bu eylemleri de nitelikli zimmet suçu kapsamında kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

h-) Cine 5 Film Yapımcılık A.Ş. 'ye 28.5.1997 tarihli 5 milyon dolar ve Avrupa Amerika Holding A.Ş. firmasına 22.12.1997 tarihli 3,5 milyon dolar kredi komitesi kararıyla kredi açılmıştır. Yine, Cine 5 firması adına 22.05.1996 tarihli Yönetim Kurulu Kararıyla Futbol Federasyonuna 2 milyon dolarlık teminat mektubu vermiştir. Bu teminat mektubu sonradan 17.09.1999 tarihinde Federasyon tarafından paraya çevrilerek Pamukbank'dan tahsil edilmiştir. Adı geçen firmalara verilen bu krediler 20.7.1999 tarihinde ve daha sonrada birer aylık olmak üzere 20.07.2000, 20.08.2000 ve 28.09.2000 tarihlerinde üç kez temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devir tarihi olan 18.06.2002 tarihi itibariyle bu krediler ödenmemiştir.

Bu krediler ve teminat mektubuyla ilgili olarak 15.06.2004 gün ve 2004/4725 iddianame sayılı 4. iddianameyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ ve arkadaşları hakkında emniyeti suiistimal suçundan açılan dava görevsizlik kararıyla Ağır Ceza mahkemesine gönderilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ'ın bu eylemleri de nitelikli zimmet suçu kapsamında kabul edilerek mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

Eylemlerin Niteliği:

Bankanın hakim ortağı ve aynı zamanda kredi komitesi üyesi olan sanık Mehmet Emin Karamehmetle kredi komitesi üyesi olan diğer sanıklar Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ'ın yukarda belirtilen gerçekleştirdikleri eylemler banka parasını zimmete geçirme suçunu oluşturmaktadır.

Şöyle ki:

Dosyada mevcut bilirkişi Doçent Doktor Mahmut Koca'nın ayrık raporunda da belirtildiği gibi kredi ilişkisinden, kredinin ilk açıldığı andaki şartları göz önüne alarak değerlendirme yapmak ve bankadan nakit çıkış tarihini esas alarak fiili nitelendirmek ve temditlerin suç oluşturmayacağını her olayda söylemek doğru değildir. Bazen kredinin temdit edilmesi başlangıçta hukuka uygun olarak verilen krediyi hukuka aykırı hale getirebilir. Sırf kağıt üzerinde kredi değerliliğinin var gösterilmesi ve yine gerekli teminatların kağıt üzerinde alınmış olması kredinin hukuka uygun verildiğini göstermez.

Bir kredinin temdit edilmesinin kredi hukukuna uygun olup olmadığını belirlemek için;

a-) Kredi veren bankanın mali yapısının güçlü olup olmadığını,

b-) Kredinin niçin temdit edildiğini,

c-) Kredi alan firmanın kredinin alınma tarihiyle temdit tarihi arasındaki mali yapısının ve ödeme yeteneğinin değişip değişmediğini,

d-) Tabela şirketi olmasa bile daha önce aldığı kredileri vadesinde ödeyip ödemediğini, ödememişse bankaya olan borç miktarının ne olduğunu,

e-) Firmanın kredi değerliliğinin bulunup bulunmadığını,

f-) Kredi karşılığı alınan teminatların, kağıt üzerinde bir teminat olup olmadığı, ekonomik değeri ve kısa sürede paraya çevrilebilme kabiliyetleri olup olmadığını,

g-) Faillerin, hangi maksatla hareket ettiklerini,

Araştırmak ve bilmek gerekir.

Temdit işleminin krediyi hukuka aykırı hale getirmemesi ya da temdit işleminin hukuka uygun olması için yukarıdaki koşulların, yapılacak araştırma sonucunda her birinin ayrı ayrı olumlu olduğunun tespiti gerekir. Bu koşullardan bir tanesinin dahi olumsuz olması halinde kredi temdit edilmemelidir. Böyle bir durumda gerektiğinde teminatlar da kullanılarak kredinin tasfiyesi yoluna gidilmelidir. Böyle yapılmayıp da kredi, yukarıdaki kriterlerden bir veya birkaçı olumsuz olduğu halde temdit edilirse, bu temditle birlikte kredi hukuka aykırı hale gelir ve bu durum zimmet suçuna konu olur. Örneğin, bir banka kendi mali yapısı bozulmasına rağmen (ki bu durum genelde bankaları denetleyen kuruluşlarca tespit edilmektedir) verdiği kredilerin vadesi dolduğu halde temdit edilmesinde banka yöneticilerinin zimmet kastıyla hareket ettikleri kabul edilmelidir. Keza kredi verilen firmanın da mali yapısı bozuk olduğu, kredi değerliliği bulunmadığı halde (ki bu durumun banka tarafından araştırılması zorunludur) kredi temdit edildiğinde kredinin geri ödenmeyeceği önceden bilindiği varsayılarak banka yöneticilerinin zimmet kastıyla hareket ettiği kabul edilmelidir.

Bu değerlendirmeler ışığında somut olaya baktığımızda;

1-) Temdit işlemleri yapılmadan önce ve yapıldığı sırada bankanın mali yapısı bozuktur. Bu konuda banka yönetim kurulu yukarda da belirttiğimiz gibi 1991 yılından itibaren bankaya el koyma tarihi olan 18.6.2002 tarihine kadar yetkili merciler tarafından defalarca uyarılmış ve kendilerine ne yolda hareket edeceklerine dair talimatlar verilmiştir. Yine yetkili merciler tarafından, banka yöneticilerinden grup firmalarına kredi açılmaması ve daha önceden açılmış olan kredilerin de vadelerinde tasfiye edilmesi istenmiştir.

2-) Krediler temdit edilirken bankanın değil grup firmalarının çıkarı gözetilmiştir.

3-) Daha önceden kredi verilen grup firmaları, vadeleri gelmesine rağmen kredi anaparası ya da gerçekleşmiş faizlerden hiçbir ödemede bulunmadıkları halde, sanıklar tarafından firmalarla ilgili hiçbir araştırma yaptırılmadan krediler temdit edilmiştir. Hiç kuşkusuz ki bu firmaların, aldıkları kredileri vadesinde ödeyemedikleri için mali yapıları bozuktur. Temdit sırasında firmaların bankaya olan borç toplamları da ne araştırılmış ne de gözetilmiştir. Öte yandan kredi komitesi üyesi ve bankanın hakim ortağı olan sanık Mehmet Emin Karamehmet aynı zamanda kredileri temdit edilen grup şirketlerinin de sahibidir. Temdit sırasında kredi borçlusu firmaların mali durumlarını bilmemesi mümkün değildir.

4-) Kredileri temdit edilen grup firmalarının hiç birinin kredi değerlilikleri yoktur. Bu durum daha önce aldıkları kredileri vadesinde ödeyememelerinden açıkça anlaşılmaktadır.

5-) Sanıklar, vadesi gelmiş kredileri, teminatlarını kullanarak tasfiye etmeleri gerekirken bunu yapmayarak, temdit etmeyi tercih etmişlerdir. Teminatlar kağıt üzerinde kalmıştır. Teminatların paraya çevrilme kabiliyeti olup olmadığı ve gerçek parasal değeri de belli değildir.

6-) Üstteki ilk beş madde de belirttiğimiz hususlar karşısında, sanıkların, vadesi gelmiş ancak ödenmemiş grup firmalarının kredi borçlarını defalarca temdit ederken bu kredilerin geri ödenmeyeceğini bilerek hareket ettiklerinin kabulü gerekmektedir. Bu kabule göre de sanıklar, bankanın ödenmemiş kredi alacaklarını temdit ederken banka parasını zimmete geçirme kastıyla hareket etmişlerdir. Firmaların, mali yapısı, önceki kredi borçlarını ödeyememeleri, kredi değerlerinin bulunmadığı bu sebeplerle de yeni kredi verilmemesi gerektiği hususlarının basit bir denetimle hemen anlaşılabilmesi mümkün olduğundan bu işlemler niteliksiz zimmet suçu olarak kabul edilmelidir.

Açıkladığımız sebeplerle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ'a yükletilen eylemlerin zimmet suçunu oluşturduğu sabittir. Suç tarihi ise her işlem için yapılan en son temdit tarihidir. Sözünü ettiğimiz işlemlerin en son temdit tarihlerinde 4389 Sayılı Bankalar kanunu yürürlüktedir, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bu konuyla ilgili olarak başka bir olay sebebiyle verdiği 2.6.2010 gün ve E. 2009/15631, K. 2010/7411 Sayılı kararında;

'… Zimmet suçu Fiduciary Loan (inançlı işlemler) işlemlerle ilgili senetlerin ve rehin sözleşmelerinin en son düzenlendiği 25.10.1999 ve 16.11.1999 tarihlerinin mahkemenin kabulü doğrultusunda suç tarihi olduğu…' demek suretiyle vadesinde ödenmeyen bir kredi için verilen rehin sözleşmesinin yenilenmesini zimmet suçu, suç tarihini de rehin sözleşmesinin yenilendiği en son tarih olarak kabul etmiştir.

3-) Grubun bazı firmalarına kredi kullandırma görüntüsü verilerek bu firmalar üzerinden aktarma suretiyle kredi borçlusu olan diğer grup firmalarının önceki ödenmemiş kredi borçlarının kapatılması yöntemi:

a-) Egesat Ege Endüstri Ürünleri İmalat Sanayi A.Ş. 'ye 19.2.1988 tarihinde ilk kredi kullandırılmıştır. 29.9.1990 tarihli raporla firmanın kredi değerinin bulunmadığı tespit edildiği halde Kredi Komitesinin 14.5.2001 tarihli kararıyla Bahreyn Şubesinden 34 milyon 151 bin dolar kredi tahsis edilmiş ve bu kredi firmanın yukarda sözü edilen önceki borcunu kapatmada kullanılmıştır. Firmanın, Bankanın TMSF'ye devir tarihi olan 18.6.2002 tarihi itibariyle 105.503.335.000 TL borcu bulunmaktadır.

b-) Panama'da kurulu Avor İnvestment Company Inc, firmasına 2.5.2001 tarihinde istihbarat ve güvenilirlik değerlendirilmesi yapılmadan, genel kredi sözleşmesi eki de düzenlenmeden Bahreyn Şubesince üç yıl vadeli 40.000.000 dolar kredi kullandırılmıştır. Altı ayda bir tahsil edilmesi gereken kredi faizleri tahsil edilememiştir. Söz konusu kredi bankanın hakim ortağı Çukurova gurubu firmalarına aktarılmıştır. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 69.232.500.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

Yukarıda belirtilen kredilerle ilgili olarak 8.4.2004 gün ve 2004/2778 iddianame sayılı 2. iddianameyle Kredi Komitesi üyeleri Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ haklarında emniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmaları için açılan dava, eylemin zimmet suçunu oluşturacağından bahisle görevsizlik kararıyla Ağır Ceza mahkemesine gönderilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda sanıkların bu eylemi nitelikli zimmet suçu kapsamında değerlendirilmiştir.

c-) Egelim Ege Liman Hizmetleri ve Nakliyecilik A.Ş. 'ye 1992- 1994 yılları arasında verilen) kredileri ödemediği ve kredi değerliliği de bulunmadığı halde 24.5.2001 tarihinde 52.000.000 dolar kredi tahsis edilmiştir. Bu kredi firmaya 29.5.2001-6.6.2001 tarihleri arasında 4 dilim halinde kullandırılmış ve bu krediyle firmanın ödenmeyen eski kredileri kapatılmıştır. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarihi itibariyle firmanın 63.733.002 dolar ve 117.37.78.187.732 TL borcu bulunmaktadır.

Yukarıda belirtilen krediyle ilgili olarak 16.6.2004 gün ve 2004/4774 Sayılı 6. iddianameyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ, Osman Berkmen, haklarında 9. Asliye Ceza Mahkemesine emniyeti suiistimal suçundan açılan dava görevsizlik kararıyla Ağır Ceza mahkemesine gönderilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ'ın bu eylemleri de nitelikli zimmet suçu kapsamında kabul edilerek mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

Eylemlerin Niteliği:

Bankanın hakim ortağı ve aynı zamanda kredi komitesi üyesi olan sanık Mehmet Emin Karamehmetle kredi komitesi üyesi olan diğer sanıklar Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ'ın gerçekleştirdikleri yukarda belirtilen eylemler de banka parasını zimmete geçirme suçunu oluşturmaktadır.

Şöyle ki ;

Egesat Ege Endüstri Ürünleri İmalat Sanayi A.Ş. ' ye 14.5.2001 tarihinde tahsis edilen 34 milyon 151 bin dolar kredi bu firmaya önceden verilip, ödenmeyen kredilerin kapanmasında kullanılmıştır.

Yine 1992- 1994 yılları arasında verilen kredileri ödeyemediği ve kredi değerliliği de bulunmadığı halde Egelim Ege Liman Hiz, ve Nakliyecilik A.Ş. ' ye 24.5.2001 tarihinde verilen 52.000.000 dolar kredi, bu firmanın eski kredi borçlarını kapatmada kullanılmıştır. Her iki firma da gruba aittir. Ödeyemedikleri eski kredi borçlarını kapatmak için bu firmalara yeni kredi açılması, açıkça banka parasının geri ödenmeyeceği bilinerek bu firmalara aktarılması demektir.

Eylemler zimmet suçunu oluşturmaktadır. Firmaların mali yapısı, önceki kredi borçlarını ödeyememeleri, kredi yeterliliklerinin bulunmadığı, bu sebeplerle de yeni kredi verilmemesi gerektiği hususları basit bir denetimle anlaşılabileceğinden bu eylemler basit zimmet niteliğindedir. Suç tarihi, banka parasının, borçlu şirketlere kredi borcunu kapatma amacıyla kredi görüntüsü altında verildiği 14.5.2001 tarihidir. Bu tarihlerde 4389 Sayılı Bankalar kanunu yürürlüktedir.

Panama' da kurulu Avor Investment Company Inc firmasına verilen krediye gelince;

Grubun hissedarı olduğu ve tabela şirketi olma olasılığı yüksek olan bu firmaya istihbarat ve güvenilirlik değerlendirilmesi yapılmadan, genel kredi sözleşmesi eki de düzenlenmeden Bahreyn Şubesince üç yıl vadeli 40.000 000 dolar kredi kullandırılmıştır. Bu kredinin 6 ayda bir tahsil edilmesi gereken faizleri tahsil edilmediği gibi kredi, grup firmalarına aktarılmış ve bu firmaların Pamukbank'tan daha önceden alıp da ödeyemedikleri kredi borçlarının kapatılmasında kullanılmıştır. Sanıklar bu işlemle, hem Hazine Müsteşarlığının grup şirketlerine kredi açma yasağını dolanmışlardır ve hem de geri ödeyemeyeceğini bildikleri bir firma üzerinden grup firmalarına banka parasını aktarmışlardır. Bu kredi yabancı bir ülkedeki şirkete normal kredi görüntüsü altında verildiğinden uzmanınca araştırılmadan basit bir iç kontrolle ortaya çıkması mümkün değildir. Bu sebeple eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturmaktadır. Suç tarihi kredinin verildiği 2.5.2001 tarihidir.

4-) Talimatlara rağmen Grup firmalarına avans ve teminat verme, kredi kullandırma yöntemi:

a-) Turkcell Holding A.Ş. 'ye yapılacak sermaye artırımına katılmak için 24.5.2000 tarihinde 12.016.476.611.000 TL ve 6.8.2001 tarihinde 18.625.716.000.000 TL tutarında avans verilmiştir.

b-) TMSF'nin sahip olduğu Anadolu Kredi Kartı Turizm ve Ticaret A.Ş. (akk) firmasının Pamukbank'a 26.771.502 dolar ve 426.991.515.000 TL kredi borcu vardır. Grup firmalarından Sınayi ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'nin de aak Firmasına borcu bulunmaktadır. Pamukbank, bu firmaya 30.3.2001 tarihinde 23.963.000 dolar kredi vermiştir. Bu kredi aynı gün (30.3.2001) Anadolu Kredi Kartı Turizm ve Ticaret A.Ş. (akk) firmasının Pamukbank nezdinde bulunan kredi hesabına havale ve virman yoluyla aktarılarak kredi hesabı borcu kapatılmıştır. Bu suretle kendi grup şirketlerine kredi kullandırma yasağı olduğu halde kredi açılarak bankanın alacağı bulunan firma hesabına aktarılmak suretiyle kredi hesabı kapatılmış gibi gösterilmiştir. Başka bir ifadeyle banka, kredi alacağını, kendi grup firmaları üzerinden açtığı krediyle kendi parasıyla tahsil etmiş olmaktadır. Bu durum kredi hukukuna aykırıdır.

c-) Pamukbank Finansal Kiralamayla Pamukbank Faktoring A.Ş. 'ye 13.1.2000 ve 26.9.2000 tarihleri arasında toplam 10.272.388 dolar, 24.290.000 euro ve 1.500 milyar TL tutarında nakit kredi teminine yönelik olarak teminat mektubu veya kefalet şeklinde gayri nakdi kredi kullandırılmıştır.

Yukarıda belirtilen avans, teminat ve kredilerle ilgili olarak 24.12.2003 gün ve 2003/449 iddianame sayılı 3. iddianameyle sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ, Osman Berkman, İsmail Sezer Birgili ve Tevfik Fikret Aytekin haklarında 4389 Sayılı Kanunun 22/2 nci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda bu dava zamanaşımı dolduğu gerekçesiyle ortadan kaldırılmıştır.

Eylemlerin Niteliği:

Sözünü ettiğimiz avans, kredi ve teminatlar, Hazine Müsteşarlığının yukarda yazılı 11.4.2000 gün ve 28414 Sayılı yazısıyla banka yöneticilerine, grup firmalarına kredi verilmemesi talimatına rağmen grup firmalarına verilmeye devam edilmiştir.

Bu işlemlerle 4389 Sayılı Kanunun 22/2 nci maddesi kapsamında talimatlara aykırı davranma suçunun işlendiği kabul edilebilir. Ancak sanıklar vermiş oldukları bu avans, kredi ve teminatların başından beri geri ödenmeyeceğini bilerek grup firmalarına vermişlerdir. Başka bir anlatımla banka parasını grup firmalarına aktarmışlardır. Bu sebeple eylemleri aynı zamanda zimmet suçunu da oluşturmaktadır. Bu durumda sanıklar tarafından tek fiil kanunun farklı hükümlerinin aynı zamanda ihlali söz konusudur. Bu sebeple olayda fikri içtima vardır.

T.C.K.nın 44 üncü maddesi uyarınca sanıkların en ağır cezayı gerektiren zimmet suçundan cezalandırılmaları gerekir. Suç tarihi ise avans, kredi ve teminatların verildiği tarihlerdir. Bu tarihlerde 4389 s, kanun yürürlüktedir.

Sanıkların zimmet oluşturan bu fiilleri basit bir iç denetimle ortaya çıkacağından niteliksiz zimmet suçunu oluşturmaktadır.

Kredi komitesi üyeleri olan sanıkların yukarda açıklanan ve zimmete konu olan tüm eylemleri sonucunda bankanın mali yapısı daha da zayıflamıştır.

Bilindiği gibi 4389 Sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında '…Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca sermaye yeterlilik oranı, bu oranın yüzde sekizin altında olması halinde, yüzde sekize ulaşabilmek için gerekli sermaye tutarı, sermayenin artırılması veya sermaye benzeri kaynak temin edilmesi ve alınması gerekli görülen tedbirler kurum tarafından Bankaların Yönetim Kurullarına bildirilir' hükmü yer almaktadır.

Grup firmalarına verilen vadesi gelmiş ancak ödenmemiş ve birden çok temdit edilmiş krediler, ertelenerek ve yeni krediler açılmak suretiyle banka mali yönden daha da güçsüz hale getirilmiştir. Bu işlemler sebebiyle yukarda sözünü ettiğimiz hükümde yer alan yüzde sekiz olan sermaye yeterliliği standart oranı bu seviyenin çok altına düşmüştür. Nitekim, Banka 31.12.2001 bilanço tarihi itibariyle incelemeye alınmıştır. Gerek 1. ve 2. bağımsız denetim kuruluşlarıyla, bankalar yeminli murakıplarınca düzenlenen mali tablo ve raporlarda ve gerekse BDDK tarafından yapılan değerlendirmelerde (6.6.2002 ve 12.6.2002 tarihli raporlar), Bankanın sermaye yeterlilik standart oranının negatif olduğu, bu oranın yasal seviye olan yüzde sekize yükseltilmesi için 2.9 katrilyon TL sermayeye ihtiyaç bulunduğu tespit edilmiştir. Bu sermayenin banka yönetimi ve ortakları tarafından karşılanamayacağı için BDDK tarafından, Banka, 18.6.2002 tarihi itibariyle TMSF'ye devredilmiştir.

Bu devirden sonra da banka sermayesinin kanuni sermaye yeterlilik standart oranı olan asgari % 8 lik orana çıkması için gerekli olan, 2.9 katrilyon TL hazine parasının (Devletin parasının) sanık Mehmet Emin Karamehmet'in hakim hissedarı olduğu Pamukbank'ın sermayesine ilave edilmesi zaruretiyle karşı karşıya kalınmıştır.

Öte yandan, gerek ertelenen ve gerekse yeni verilen krediler karşılığında yeterli teminat alındığından bahisle sanıkların eylemlerinin zimmet suçunu oluşturamayacağı da düşünülemez.

Pamukbank'a borçlu Çukurova grubu firmaları bu borçlarından dolayı birbirlerine kefil olmuşlardır. Çukurova grubu firmalarının sahibi olan Mehmet Emin Karamehmet aynı zamanda Pamukbank'ın hakim hissedarıdır. Bu duruma göre krediyi veren de, krediyi alan da, bu kredilerin teminatını veren de aynı kişidir. Bunun sonucu olarak da teminatlar kağıt üzerinde kalmıştır ve gerçek bir değer taşımamaktadır. Nitekim sanık Mehmet Emin Karamehmet de sahibi olduğu şirketler tarafından verilen teminatları, ödenmeyen kredilerin tahsilinde kullanmamış ve bu kredileri, ödenmemesine rağmen defalarca temdit etmiştir. Bu durum ise Bankanın mali yapısını daha da olumsuzlaştırarak el koyma sonucunu doğurmuştur. Yapılan tüm işlemlerde grup şirketlerinin çıkarına hareket edilmiştir.

4389 Sayılı Kanun döneminde Bankadan nakit çıkışı olmadığı görüşüne gelince;

4389 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce verilen kredilerin, ödenmediği halde temdit edildiği, ödenmeyen önceki kredileri kapatmak için gerek kredi borçlusu gruplarına ve gerekse diğer grup firmalarına kredilerin açıldığı, yine bazı grup firmalarına yeni kredilerin verildiği tarihler yukarda da ayrıntılarıyla belirtildiği gibi 4389 Sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönem içerisindedir. Böylece Bankadan 4389 Sayılı Kanun döneminde nakit çıkışı yapılmış olmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalarımızın tümü birlikte değerlendirildiğinde sanıklar Dinç Bilgin, Cavit Çağlar, Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, ve Orhan Emirdağ'ın eylemleri bakımından aşağıdaki sonuçlara varılması gerekmektedir:

1-) Sanık Dinç Bilgin'in eylemi yönünden:

Etibank'ın Pamukbank'ın mensup olduğu grup firmasına kullandırdığı back-to-back (karşılıklı) krediyi temdit etme eylemi yukarda 'Back-to-back (karşılıklı) kredi kullandırma yöntemi' şeklinde yazılı başlık altında açıklandığı gibi banka parasını zimmete geçirme suçunu oluşturmaktadır. Bu eylemin yukarda açıklandığı gibi niteliksiz zimmet olarak kabulü gerekir.

Bu işlemle ilgili olarak Etibank'a el konulması sonucu İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2004/160 esas sayılı dava dosyasında açılmış bir dava bulunmamaktadır. Gerektiğinde, mahkemece bu sanık hakkındaki davanın, devam eden Etibank davasıyla birleştirilmesinin düşünülmesi, buna gerek görülmediği takdirde niteliksiz zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, eylemin emniyeti suiistimal suçu olarak kabulüyle kamu davasının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır.

2-) Sanık Cavit Çağlar'ın eylemi yönünden:

Bu işlemle ilgili olarak sanığa, iddianameyle yükletilen eylemin de sübutu halinde diğer sanık Dinç Bilginle birlikte Etibank'a ait parayı zimmete geçirme suçunu oluşturacağı düşünülse de, temditten önce, 6.7.1998 de Etibank A.Ş. deki %1 hissesini Bilgin Grubuna sattığından zimmet suçundan beraat kararı verilmesi yerine, eylemin emniyeti suistimal suçu olarak kabulüyle kamu davasının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır.

3-) Sanık Mehmet Emin Karamehmet'in eylemleri yönünden:

a-) Sanığın, back-to-back(karşılıklı) kredi verme işleminde Sanık Dinç Bilgin'in işlediği niteliksiz zimmet suçuna iştirak ettiği yukarda 'Back-to-back (karşılıklı) kredi kullandırma yöntemi' şeklinde yazılı başlık altında açıklandığı gibi sabittir.

Ancak bu işlemle ilgili olarak Etibank'a el konulması sonucu İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2004/160 esas sayılı dava dosyasında açılmış bir dava bulunmamaktadır. Gerektiğinde, mahkemece bu işlemle ilgili olarak sanık hakkındaki bu davanın, devam eden Etibank davasıyla birleştirilmesinin düşünülmesi, buna gerek görülmediği takdirde sanığın bu eyleminin niteliksiz zimmet suçu kabul edilmesi gerekirken emniyeti suiistimal suçu olarak kabulüyle kamu davasının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır.

b-) Sanığın da üyesi olduğu kredi komitesi kararıyla, grubun hissedarı olduğu ve tabela şirketi olma olasılığı yüksek olan Panama' da kurulu Avor Investment Company Inc firmasına, grubun firmalarına aktarma amaçlı kredi verilmesi eylemi yukarda açıklandığı gibi sanık yönünden nitelikli zimmet suçunu oluşturmaktadır.

c-) Yine yukarıda;

'Çukurova gurubu firmalarına kullandırılmış olan ve vadesinde ödenmediği halde Kredi Komitesi kararıyla kredilerin temdit edilmesi yöntemi',

'Grubun bazı firmalarına kredi kullandırma görüntüsü verilerek bu firmalar üzerinden aktarma suretiyle kredi borçlusu olan diğer grup firmalarının önceki ödenmemiş kredi borçlarının kapatılması yöntemi'

'Yasağa rağmen Grup firmalarına avans ve teminat verme, kredi kullandırma yöntemi'

Şeklinde yazılı başlıklar altında belirtilen işlemlerle kredi komitesi üyesi olarak imzası bulunan sanık Mehmet Emin Karamehmet'in eylemleri Avor Investment Company Inc firmasına verilen kredi işlemi bakımından nitelikli zimmet, diğer işlemleri bakımından niteliksiz zimmet kabul edilerek 4389 Sayılı Kanunun 22/3 ya da 5411 Sayılı Kanunun 160/2 nci maddesi uyarınca (lehe yasa değerlendirilmesi yapıldıktan sonra) mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken sanığın tüm eylemleri 5411 Sayılı Kanunun 160/3 üncü maddesi kapsamında kabul edilmesi kanuna aykırıdır.

4-) Sanıklar Osman Berkman ve Orhan Emirdağ yönünden:

a-) Sanıklar hakkında Mehmet Emin Karamehmetle birlikte back to back (karşılıklı) kredi verme işleminde sanık Dinç Bilgin'in eylemine iştirak etmekten dava açılmış ise de sübutu halinde zimmet olarak kabulü gereken bu eyleme sanıkların azmettiren ya da yardım eden olarak katıldıklarına dair mahkumiyetlerini gerektirecek delil bulunmadığından beraatlerine karar verilmesi yerine emniyeti suiistimal suçundan zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırma kararı verilmesi kanuna aykırıdır.

Üyesi oldukları kredi komitesi kararıyla, grubun hissedarı olduğu ve tabela şirketi olma olasılığı yüksek olan Panama'da kurulu Avor Investment Company Inc firmasına, gurubun firmalarına aktarma amaçlı kredi verilmesi eylemi bu sanıklar yönünden yukarda açıklandığı gibi nitelikli zimmet suçunu oluşturmaktadır.

b-) Yine yukarıda;

'Çukurova grubu firmalarına kullandırılmış olan ve vadesinde ödenmediği halde Kredi Komitesi kararıyla kredilerin temdit edilmesi yöntemi',

'Grubun bazı firmalarına kredi kullandırma görüntüsü verilerek bu firmalar üzerinden aktarma suretiyle kredi borçlusu olan diğer grup firmalarının önceki ödenmemiş kredi borçlarının kapatılması yöntemi',

'Yasağa rağmen Grup firmalarına avans ve teminat verme, kredi kullandırma yöntemi',

Şeklinde yazılı başlıklar altında belirtilen işlemlerde kredi komitesi üyesi olarak imzası bulunan sanıklar Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ'ın eylemleri, Avor Investment Company Inc firmasına verilen kredi işlemi bakımından nitelikli zimmet, diğer eylemleri bakımından niteliksiz ise niteliksiz zimmet kabul edilerek mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken tüm eylemleri nitelikli zimmet kabul edilerek fazla para cezasına hükmedilmesi kanuna aykırıdır.

5-) 1.11.2005 gün ve 25983 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 Sayılı Bankalar Kanununun 168 inci maddesiyle suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 4389 Sayılı Bankalar Kanunu yürürlükten kaldırılmış olup 5237 Sayılı T.C.K.nın 7 nci maddesi uyarınca her iki Kanunun da kararda karşılaştırılması yapılarak lehe olan yasa belirlendikten sonra mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesi gerekirken sadece 5411 Sayılı Kanunun lehe olduğu belirtilerek yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırıdır.

Hükmün, sanıklar Dinç Bilgin, Cavit Çağlar, Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ yönünden yukarda açıkladığımız gerekçelerle bozulması gerekirken, sayın çoğunluk tarafından verilen kararın III-a ve b numaralı bentlerindeki onama kararına, IV numaralı bentdeki bozma gerekçesine katılmıyorum..."

Görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 27.7.2011 gün ve 59174 sayı ile;

"... İtirazlarımız Özel Dairenin III (a), (b) numaralı onama kararları ile IV numaralı bozma kararına yöneliktir.

1. Özel Dairenin III (a) maddesinde belirtilen onama kararına yönelik olarak yapılan incelemede;

Konuya başlarken, eylemle ilgisi dolayısıyla Back to Back (Karşılıklı) kredi ve Temdit kavramlarını açıklığa kavuşturmak gerekecektir.

Back to Back (Karşılıklı) kredi, Bilirkişi Doç. Dr. Mahmut Koca'nın görüşünde de belirttiği ve açıklandığı üzere, hakim ortağı bulundukları bankalardan yasal engeller sebebiyle kredi kullanma imkanı kalmayan hakim sermayedar grupların kendi aralarında yaptıkları yazılı ve sözlü anlaşmalar çerçevesinde gerçekleştirdikleri işlemler olarak tanımlanmaktadır. Bu krediler birbirlerinin teminatı niteliğindedir. Ödemezsen ödemem anlayışı içerisinde verilmektedir. Bu ilişki içerisine giren bankaların en belirgin özelliği ise sermayedarlarının yasal sınırlar sebebiyle doğrudan doğruya kredi kullanma imkanlarının kalmaması olarak ortaya çıkmaktadır.

Kural olarak bu kredi kullandırma eylemleri suç teşkil etmemektedir. Ancak iki bankanın temsilcilerinin karşılıklı olarak baştan itibaren ödenmeyeceğini bilerek kredi yeterliliği bulunmayan gerçek ve tüzel kişilere kredi açılması halinde anılan suç oluşacaktır. Şayet bu fiiller 4389 Sayılı Kanunun yürürlük tarihinde gerçekleşmiş ise Kanunun 22/3 üncü maddesindeki zimmet suçunu oluşturabilecektir. (Bkz.- Sözüer s. 179, Mahmutoğlu s. 241-242) Bu itibarla karşılıklı kredilerin zimmet suçunu oluşturabilmesi için kredi vermenin amacı banka parasının kredi görünümü altında başkalarına aktarılması olmalıdır. Karşılıklı kredinin böyle bir amaca yönelik olup olmadığını belirleyebilmek için somut kredi işlemleri bakımından kredi veren bankanın içinde bulunduğu durumu, krediyi alan firmaların kredibilitesini ve yeterli teminatlarının alınıp alınmadığını incelemek gerekir…Hakkında kredibilite çalışması yapılmadan kredi verilen grup firması hiçbir şekilde kredibilitesi olmayan bir firma olduğu için veya kredibilitesi olmasına rağmen kredi sözleşmesi düzenlenmediğinden veya teminat alınmadığı için kredi geri dönmemişse yapılan aslında kredi görünümü altında banka parasının başkalarına aktarılması olduğundan 4389 Sayılı Kanunun 22/3 üncü maddesi uyarınca öngörülen zimmet suçu oluşmuş demektir.

Konuyla ilgili olarak BDDK'nın 25.03.2003 tarihinde hukuki mütalaasını aldığı Prof. Dr. Nevzat Toroslu ise özetle; 'Bankaların karşılıklı olarak kredi kullandırmalarının tek başına suç oluşturmadığını ancak karşılıklı kredi kullandırılan işlemlerin bazen banka parasını dolaylı şekilde zimmete geçirmek amacıyla başvurulmasının mümkün olduğunu belirterek her bir kredi işlemini gerek bankalar kanunu açısından gerekse bankacılık düzenlemeleri açısından değerlendirmek gerekecektir. Bu itibarla bu şekilde kredi verilen firmalar örneğin 'tabela firmalar' veya kredibilitesi olmayan firmalar ise yahut hiç veya makul sayılabilecek bir teminat alınmamışsa dolayısıyla karşılıklı kredi kullandırmanın amacı banka parasının kredi görünümü altında firmalara veya krediyi kullananlara veya başkalarına aktarılması ise bankalar yasasındaki zimmet suçu oluşabilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus karşılıklı kredi kullandırılan işlemlerin tek tek ele alınması ve çeşitli yönlerden özellikle de krediyi kullandıranların kastı yönünden değerlendirme yapılmalıdır' demektedir.

Konuyla ilgili olarak temdit hususunu da biraz açıklamakta fayda bulunmaktadır. Temdit; Bir borcun ifası için ya da bir işlemin yerine getirilmesi için tayin edilmiş bulunan sürenin (vadenin) yeni bir zaman dilimi eklenmek suretiyle uzatılmasına denir. Vadenin taraflar arasında yapılan bir anlaşmayla uzatılmasına tecil adı verilir. Tecile dair irade açıklamaları açık (sarih) olabileceği gibi, örtülü (zımni) de olabilir.

Bu konuda Doç. Dr. Mahmut Koca temditle ilgili olarak da 'kredi başlangıçtaki şartlara hukuka uygun verilmekle birlikte sonradan yapılan hukuka aykırı temditlerle suç teşkil eden bir fiil haline gelebilir. Olayımızda temdit işlemi sadece Çukurova Grubu firmalarına yapılmıştır. Bu işlem ancak kredi alanın onayıyla yapılabileceğine göre şayet bu krediyi ödeyemez hale getirmek için temdit yapıldığı belirlenirse sanıkların bu fiili iştirak halinde işledikleri söylenebilecektir' demektedir. Bu durumda suç tarihi temdit eyleminin gerçekleştirildiği tarih olacaktır.

08.11.2002 tarih ve R-1, R-8, R-5 Sayılı murakıp raporuyla Etibank A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığının Çukurova Grubuyla Medya Gurubu (Dinç Bilgin) firmalarına kullandırılan Back to Back kredilerine dair olarak 26.04.2001 gün ve 2 Sayılı raporundaki tespitlerine göre Etibank/Karaköy Şubesi tarafından Çukurova Grubuna ait üç ayrı firmaya 17.08.1998 ile 10.9.1998 tarihleri arasında toplam 25 milyon usd kredi kullandırıldığı, karşılığında ise Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar'ın firmalarına da miktarı, başlangıç ve vade tarihleri çok yakın olan 25 milyon usd'lik kredi kullandırılmıştır. Çukurova Grubu'na kullandırılan krediler 09.08.2000 tarihinde 48 ay vadeli hale getirilerek temdit edilmiştir denilmektedir.

Bu açıklamalar ışığında konuyu ele alacak olursak;

a-) Sanık Dinç Bilgin yönünden;

Çukurova Grubuna kullandırılan krediler ilk kullandırma tarihinde hukuka uygun olarak verilmiş olsa bile borçları temdit edilen şirketler açısından temdit tarihinde hiçbir araştırma yapılmamış olup 9.8.2000 tarihinde 48 ay süreyle temdit edilmiştir. Kredi verilen şirketlerin temdit tarihinde kredi değerliliğinin bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir. Olaya konu şirketlerle ilgili olarak hiçbir teminatın alınmadığı, kredi ödenmemesine rağmen faiz tahsilatının yapılmadığı bellidir. Bu durumda borçların temdit edilmemesi gerekirdi. Ayrıca Etibank'ın mali yapısının temdite uygun olmadığı, bankaya temdit tarihinden 2 ay sonra yani 27.10.2000 tarihinde el konulması ile de bellidir, TMSF bankaya mali durumunun bozukluğu sebebiyle el koymuştur. Buradan da anlaşıldığı üzere sanığın amacı diğer sanık Mehmet Emin Karamehmetle birlikte bankadan kullandırdığı ve şirketlerine aldığı krediyi şirketleri lehine zimmete geçirmektir. Bunun karşılığı olarak Çukurova Grubuna ait firmaların borçları da bu grubun zimmetine geçirilmek maksadıyla temdit edilmiştir.

Tüm bu hususlar gözetildiğinde sanık Dinç Bilgin'in hakim hissedarı olduğu Etibank A.Ş. 'nin Çukurova Grubu'na ait firmalara verilen 25 milyon usd'lik krediyle ilgili olarak 9.8.2000 tarihindeki temdit işlemiyle eylem hukuka aykırı hale gelmiş olup banka parasının geri dönmeyeceğini bile bile zimmet kastıyla hareket etmiştir. Suç tarihi temditle eylemin hukuka aykırı hale geldiği 09.08.2000 tarihidir.

Fiilin niteliğine gelince; sanığın eylemi Back to Back kredi denilen ve yukarda izah edilen şekilde kredi görüntüsü altında bankayı aldatacak şekilde işlediği sabit olup eylem basit bir iç denetimle ortaya çıkarılamayacak kadar hileli yapılmıştır. Bu sebeple sanığın eylemenin nitelikli zimmet olarak kabulü gerekir.

b-) Sanık Mehmet Emin Karamehmet yönünden;

Grubuna ait firmalara kullandırılan kredilerin temdit tarihinde geri ödenmeyeceğini bildiği halde temdide onay vermek suretiyle nitelikli zimmet fiiline iştirak etmiştir. Temdit sözleşmelerinin karşılıklı yapıldığı, kredi kullanan tarafın iradesi olmadan temdit yapılmasının mümkün olmadığı bilinen hukuki bir gerçekliktir. Ayrıca sanığın kastının zimmet yönünde olduğu da dosya kapsamı ile de sabittir. Şöyle ki; şartları bulunsa elbette ki sanığa ait Pamukbank T.A.Ş. 'dan Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar grubuna ait firmalara verilen krediler de temdit edilecekti. Fakat Hazine Müsteşarlığının 11.4.2000 tarihli Pamukbank Yönetim Kurulu'na hitaben yazmış olduğu yazısında 'Çukurova Grubuna doğrudan veya dolaylı yönde hiçbir surette kredi kullandırılmaması, banka aktifinde yer alan gizli rezerv niteliğindeki varlıkların elden çıkarılması, risklerin tasfiyesi ve sermayenin nakit olarak arttırılması suretiyle mali bünyenin iyileştirilmesine yönelik bir uygulama planı hazırlanarak 15 gün içerisinde Hazine Müsteşarlığına gönderilmesi' istenilmiştir. Bu şiddetli ikaz üzerine Pamukbank T.A.Ş'nin Bilgin ve Çağlar grubuna kullandırdığı 25 milyon usd'lik kredi talebe rağmen, temdit edilememiştir. Ancak sanıkların kastı banka parasına şirketleri lehine zimmetlerine geçirmek olduğundan 25 milyon usd kredi karşılığı olarak % 50 hissesi Bilgin grubuna, % 50 hissesi ise Çukurova grubuna ait olan Atel Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş. 'ye temdit edilmeyen kredilerin vade tarihi olan 24.8.2000 ile 18.9.2000 tarihleri arasında olacak şekilde yani temditten 21 gün sonra 29.8.2000 tarihinde 12,5 milyon usd kredi kullandırılmıştır. Daha sonra Çağlar grubuna da ileri bir tarihte kredi de dolaylı yoldan kredi kullandırılacaktır. Dolayısıyla kredi, dolaylı yoldan temdit edilmiştir.

Bu hususlar gösteriyor ki sanığın Dinç Bilgin'e ait Etibank tarafından temdit edilen firmalarına ait kredi borçlarının geri ödenmeyeceğini bilerek katılmak suretiyle nitelikli zimmet suçuna iştirak etmiştir.

2. Özel Dairenin III (b) maddesinde belirtilen onama kararına yönelik olarak yapılan incelemede;

Öncelikle hukuki mevzuat incelendiğinde suç tarihinde yürürlükte bulunan C.M.U.K.un 150 ve 257 nci maddesi aşağıdaki şekildedir.

Madde 150 - Tahkikat ve hükmün, yalnız iddianamede beyan olunan suça, ve zan altına alınan şahıslara hasredilir.

Bu hudut dahilinde olarak, mahkemeler istiklal hareket etmek hak ve vazifesini haiz olup Ceza Kanununun tatbikinde kendilerine arzedilen iddialarla bağlı değildirler.

Madde 257 - (Değişik madde: 8.6.1936 - 3006/1 md.)

Hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir.

(Değişik fıkra: 21.5.1985-3206/51 md.) Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir.

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan C.M.K.nın 225 inci maddesi ise aşağıdaki şekildedir.

Madde 225 - (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça dair fiil ve faili hakkında verilir.

(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.

Yine Ceza Genel Kurulu'nun 28.4.2009 gün ve 2008/1-260 E., 2009/107 K. sayılı hükmünde ise 'Yargıtay Ceza Genel Kurulunun; 14.6.2005/38-63; 10.05.2005/37-52; 23.11.2004/174-202 gün ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; 1412 Sayılı cyuy'nın 163 üncü maddesi uyarınca, iddianamede, yargılama konusu fiil ile suç şüphesi altında bulunan faile, duraksamaya meydan bırakmayacak biçimde açıkça yer verilmesi zorunludur. Maddede bu husus 'sanığın açık kimliği, isnat edilen suçun sebep ibaret olduğu, suçun kanuni unsurları…' şeklinde belirtilmiştir. Suç ifadesiyle kast edilenin fiil olduğu, bununla amaçlananın da suç oluşturan eylemin tanımlanması gerektiği açıktır. 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 Sayılı Kanunun 170. maddesinde de iddianamede gösterilmesi, gereken hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiş, maddenin 4 üncü fıkrasında, 163 üncü maddenin 2 nci fıkrasındaki hükme benzer şekilde, yüklenen suçu oluşturan olayların açıklanacağı belirtilmiştir. 1412 Sayılı Kanunun 150. maddesinde, soruşturma ve hükmün, iddianamede beyan olunan suça ve sanığa hasredileceği, 257 nci maddesinde ise, 'hükmün konusunun, iddianamede gösterilen fiilden ibaret' olduğu belirtilmek suretiyle, benzer hususlar tekrarlanmış, aynı ilkelere 5271 Sayılı Kanunun 225 inci maddesinde de yer verilmiştir. Söz konusu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, kamu davasının fiil yönünden sınırlarının açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Fiil yönünden, kamu davasının dışına çıkılması, 'davasız yargılama olmaz' ilkesine ve 1412 Sayılı Kanunun 150, 257 ve 5271 Sayılı Kanunun 225 inci maddelerine aykırılık oluşturacaktır' şeklindedir.

Kararda da belirtildiği üzere hüküm ancak suça dair fail ve fiil hakkında olup fiilin nitelendirilmesinde mahkeme iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Bunun tek istisnası ise başka bir Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği gibi, bir olayın anlatılması esnasında başka bir fiilden bahsedilmesidir. Bu durumda bahsedilen fiilden açılmış bir kamu davası bulunmayacağı cihetle bu konuda hüküm de kurulamayacaktır.

Somut olay incelendiğinde ise;

Öncelikle sanıklar hakkında 24.12.2003 tarihili iddianameyle açılan dava sonucunda İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi sanıkların eylemlerinin 4389 Sayılı Kanunun 22/3 üncü maddesi kapsamında zimmet fiilini oluşturduğu gerekçesiyle 23.2.2005 gün ve 3-30 Sayılı hükmüyle görevsizlik kararı vermiştir. İkinci olarak davaya konu iddianame incelendiğinde sanıklar hakkında açıkça kredi kullandırdıkları, avans ödemesi yaptıkları ve gayri nakdi kredi kullandırdıkları belirtilmiştir. Bu durumda sanıkların eylemleri iddianamede gösterilen kredi kullandırma avans verme ve gayri nakdi kredi temin etmedir. Mahkemenin sevk maddesiyle bağlı olmadığı açıktır. Bu durumda sanıklar yönünden bir zarar suçu olan zimmet fiilinden açılmış bir kamu davasının bulunduğu açıktır. Ancak talimatlara aykırılık eylemi dolayısıyla da dava bulunmaktadır. Bu durumda fiillerin sabit olması halinde T.C.K.nın 44 üncü maddesi uyarınca fikri içtima hükümlerinin uygulanacağı açıktır. Anılan sebeplerle sanıklar hakkında zimmet fiilinden açılmış bir kamu davasının bulunduğunun kabulü gerekir. Ancak sanıkların hangi eylemlerinin zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığını ayrıca irdelemek gerekecektir.

a-) Sınai ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'ye 30.3.2001 tarihinde kullandırılan 23.962.000 usd krediyle ilgili olarak yapılan incelemede;

Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının 11.4.2000 tarihli Çukurova Grubuna doğrudan veya dolaylı yönden kredi kullandırılmaması talimatına rağmen Çukurova Grubunun bankası olduğu bilinen Yapı Kredi Bankası A.Ş. 'nin ana hissedarlarından olan Sınai ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'ye 30.3.2001 tarihinde 23.962.000 usd kredi kullandırılmıştır. Kullandırılan kredi aynı gün Anadolu Kredi Kartları Turizm Tic. A.Ş. isimli şirket hesabına havale edilerek kredi hesabı borcu kapatılmıştır, akk şirketi önceden Çağlar grubuna ait olan İnterbank'ın iştirakidir. Anılan şirket daha sonra ise TMSF'ye devredilmiştir. Şirketin Çukurova Grubuna ait Pamukbank'ta dahil alacak ve borçları vardır. Ancak Sınai ve Mali Yatırımlar Holding'in Anadolu Kredi Kartları Turizm Tic. A.Ş. 'ye borcu bulunmadığı dosya kapsamıyla sabittir. Buna rağmen sanıklar bankanın zararına olacak ve grup şirketlerin lehine olacak şekilde geri dönmeyeceğini bile bile Sınai ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'ye kredi kullandırmak suretiyle zimmet suçunu işlemişlerdir. Sanıklar Hazine yazısı üzerine risklerin tasfiyesine yönelik olarak bu eylemi gerçekleştirdiklerini söyleseler de durum gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Hazine yazısının ve uyarılarının tersine akk'nın Pamukbank'tan alacağı ödenmiş gösterilmiş ise de aslında yapılan çok açıktır. Yapılan banka üzerinden grup firmalarına kredi aktarmak suretiyle geri dönmeyeceği açık olan bir kredinin verilmesi işlemidir. Eylem hem talimatlara aykırılık hem de zimmet suçunu oluşturmaktadır. Bankanın hakim hissedarıyla kredi komitesi üyesi ve yönetim kurulu üyesi sanıkların T.C.K.nın 44 üncü maddesi uyarınca zimmet fiilinden cezalandırılması gerekir.

Eylemin niteliği ise risk tasfiyesine yönelik bir eylem gibi gösterilmek suretiyle basit bir iç denetimle ortaya çıkarılmayacak şekilde verilmiş bir kredi görüntüsü altında nitelikli zimmet fiilidir.

b-) Turkcell Holding A.Ş. 'ye yapılacak sermaye artırımına katılmak için 24.5.2000 tarihinde 12 Trilyon ve 6.8.2001 tarihinde ise 18 Trilyon tutarında verilen avans ile ilgili olarak yapılan inceleme de;

Öncelikle teftiş kurulunun 11.12.2001 gün ve R-11, R-16, R-13 Sayılı raporlarında da şemalar halinde açıklandığı üzere Turkcell Holding'in % 51,91 oranındaki hissesi Çukurova Grubunun kontrolündedir, yani grup şirketidir. Pamukbank ise bu Holding'in % 15,43 hissesine sahiptir. Pamukbank 39,6 Trilyon sermaye koyarak anılan şirkete ortak olmuştur.

Gelişen süreç içerisinde Hazine'nin kredi kullandırmama talimatı göz önünde iken sanıkların banka parasına şirketlere aktarmak maksadıyla avans adı altında belirtilen tarihlerde Hazine'den de gizlenmek suretiyle Turkcell Holding'E aktarılmıştır. Sanıkların kastı baştan beri grubun menfaatlerini korumaktır. Çünkü grup nakit sıkıntısı çekmektedir ve bankayı nakit sıkıntılarını gidermeye yönelik bir araç olarak kullanmaktadırlar. 28.11.2000 tarihli mali bünye raporundan da anlaşılacağı üzere, raporun düzenlendiği tarihe kadar Turkcell'in halka arzından elde edilen satış karının bankaya yatırılmadığı da sabit olup, sadece halka arzdan elde edilen karın bankaya düşen hissesi oranında da Pamukbank'a yatırılmaması bankanın zarara uğratıldığının ve bu aradaki farkında sanıkların uhdesinde zimmet olarak kaldığının açık bir delilidir. Eylem aynı zamanda talimatlara aykırılıkta oluşturmakla birlikte, kredi komitesi üyesi ve yönetim kurulu üyesi sanıkların T.C.K.nın 44 üncü maddesi uyarınca zimmet suçundan ceza tayini gerekir.

Eylemin niteliğine gelince; avans görüntüsü altında eylem gerçekleştirilmiş olup basit bir iç denetimle ortaya çıkarılamayacağından nitelikli zimmetten ceza gerekir.

c-) Pamukbank Finansal Kiralamayla Pamukbank Factoring A.Ş. 'lerine teminat mektubu veya kefalet şeklinde gayri nakdi kredi kullandırılmasıyla ilgili yapılan incelemede;

Müfettiş raporları ve dosya içeriği gözetildiğinde anılan bu iki firmanın tamamına yakını Pamukbank'a ait olup Hazine uyarısına rağmen verilen teminat mektubu ve kefaletler verilerek şirkete ait Yapı Kredi Bankasının hisse senetlerinin alınması sağlanmıştır. Bu suretle deyim yerinde ise Çukurova Grubuna ait bulunan Yapı Kredi Bankası'na dolayısıyla Çukurova Grubuna doğrudan para aktarmak suretiyle zimmet eylemi gerçekleştirilmiştir. Ancak dosya kapsamıyla verilen teminat veya kefaletlerin banka nezdinde ne kadar zarara yol açtığı belli değildir. Yani anılan şirketlerin vermiş olduğu kefaletler veya teminat mektubu karşılığında bir tazmine maruz kalıp kalmadıkları ve zararları hesaplanmamıştır. Gerçek zimmet miktarını ortaya çıkarmak açısından araştırılarak hesaplanması gerekir. Eylem talimatlara aykırılıkta oluşturmakla birlikte kredi komitesi üyesi ve yönetim kurulu üyesi sanıkların T.C.K.nın 44 üncü maddesi uyarınca zimmet suçundan ceza tayini gerekir.

Eylemin niteliğine gelince; basit bir iç denetimle ortaya çıkarılamayacağından nitelikli zimmetten ceza gerekir.

3. Özel Dairenin IV, maddesinde belirtilen bozma kararına yönelik olarak yapılan incelemede;

8.4.2004, 15.6.2004 ve 16.6.2004 tarihli iddianamelerle kamu davası açılan 2004/160, 2005/39 ve 2006/73 Esas sayılı dava dosyalarında Pamukbank yönetim kurulu üyeleri ve kredi komitesi üyesi olan sanıkların eylemlerini iki ana başlıkta incelemekte fayda bulunmaktadır.

Ancak konuya geçmeden evvel Back to-Back (Karşılıklı) kredi kısmında kısmen değinilen Temdit kavramı konusuna değinmek, incelenecek eylemleri anlamak açısından faydalı olacaktır.

Temdit kavramıyla ilgili olarak Bilirkişi Doç. Dr. Mahmut Koca'nın görüşünde de belirttiği ve açıklandığı üzere, temdit bir sözleşme olup kredide esasen özel bir borç ilişkisidir. Doktrinde kredi temditleri (tecil anlaşması) gibi işlemlerle zimmet suçunun işlenebileceği kabul edilmektedir. Fatih Selami Mahmutoğlu, uygulamada kredi temditleri, borcun nakli, alacağın temliki ve yenileme gibi işlemler söz konusu olduğunda suç ve suçun işlenme tarihi açısından tereddütler oluştuğunu belirterek şu şekilde hareket edilmesi gerektiğini ifade etmektedir; şayet açılan kredi ilk şekliyle zimmet suçunun unsurlarını oluşturuyorsa yapılan sonraki hareketler (temdit, temlik vs.) ayrıca cezalandırılmaz. Buna karşılık kredi açıldığında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamasına rağmen sonradan yapılan işlemler zimmet suçunu oluşturabilecek nitelikte olabilir. İşte bu durumda suçun işlendiği tarih temditin, borç naklinin, alacağın temlikinin, yenilemenin vs, yapıldığı tarihtir. (Fatih Selami Mahmutoğlu Ekonomik Suçlar Bağlamında Kredi Hukukundan Kaynaklanan Suçlar sf. 248) Bu görüş doktrinde de paylaşılmaktadır. (Bkz. Mehmet Emin Artuk / Ahmet Gökçen / A. Caner Yenidünya, 5237 s. K'na göre hazırlanmış Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara - 2005, sf. 568 vd.).

O halde bir kredi ilişkisinde yalnızca kredinin ilk açıldığı andaki şartlar göz önüne alınarak değerlendirme yapmak ve buna göre de nakit çıkışının tarihini esas alarak fiili nitelendirmek ve temditlerin suç oluşturmayacağını söylemek her olayda doğru değildir. Şayet kredilerin vadesi uzatılmışsa, bu işlemin de zimmet suçunun unsurlarını oluşturup oluşturmayacağı ayrıca incelenmelidir. Kredinin temdit edilmesi başlangıçta hukuku uygun olarak açılan bir krediyi hukuka aykırı hale getirebilir. Bunun belirlenmesi için kredinin niçin temdit edildiğini kredi alan firmanın kredinin alınma tarihiyle temdit tarihi arasındaki mali yapısının ve ödeme yeteneğinin ne şekilde değiştiğini, kredi veren bankanın temdit tarihinde içinde bulunduğu mali durum gibi hususlar ve tüm bunlardan faillerin hangi maksatla hareket ettiklerini araştırmak gerekir. Örneğin bir banka kendi mali yapısı bozulmasına ve bu durum yetkili makamlar tarafından tespit edilip bildirilmesine rağmen verdiği kredileri tahsil etmek yerine temdit etmek yöntemini tercih etmişse, krediyi veren banka yöneticilerinin zimmet kastıyla hareket ettiği söylenebilecektir. Keza krediyi alan firmanın mali yapısı bozulmasına ve bu sebeple aldığı krediyi zamanında ödeyemeyeceği anlaşılmasına rağmen verilen kredilerin teminatlarını kullanarak kredinin tasfiyesi yerine temdit edilmesi halinde de zimmet suçu oluşmuş sayılmalıdır demektedir.

Bu açıklamalar ışığında sanıkların kullandırdıkları kredileri iki ana başlıkta inceleyelim.

a-) Gruba ait firmaların önceki borçlarını ödeme adı altında kredi kullandırmak suretiyle banka parasının grup firmalarına aktarılması eylemleri;

aa) Egesat Ege Endüstri Ürünleri İmalat Sanayi A.Ş. 'ye kullandırılan krediler:

Gruba ait şirkete ilk kredi 19.2.1988 tarihinde kullandırılmış olup, 26.9.1990 tarihli raporda firmanın kredi değerliliğinin bulunmadığı belirtilmesine rağmen 14.5.2001 tarihinde Pamukbank Bahreyn Şb.'den 3 yıl vadeli 34.150.000 usd kredi tahsis edilmiş olup kullandırılan krediyle firmanın önceki borcunun ana para ve dövizlerinin kapatılmasında kullanılmıştır. Firmanın TMSF'ye devir tarihinde bankaya 105.503.335.000 TL borcu bulunmaktadır.

Bankanın hakim ortağı ve kredi komitesi üyesi olan sanıkların Hazine Müsteşarlığının uyarı yazılarına rağmen 1990 yılından itibaren hiçbir kredibilitesi olmayan firmaya banka parasının geri dönmeyeceğini bile bile kredi görüntüsü altında para aktarmışlardır. Kaanatimizce hakim bilirkişi görüşünün aksine, bankadan kredi kullandırılmış olmakla nakit çıkışı da gerçekleşmiştir. Fiziken paranın teslim edilmemesi veya kredinin önceki borçların kapatılmasında kullanılması asla sonucu değiştirmeyecektir. Çünkü sanıkların bu tarihteki kastları ve hukuka aykırı eylemleri banka parasının grup şirketleri lehine zimmete geçirme yönünde olup borç kapatma adı altında banka daha büyük bir zarara sokulmaktadır. Bu sebeple suç tarihi de kredinin kullandırıldığı 14.5.2001 tarihidir.

bb) Panama da kurulu Avor Investment Company Inc. firmasına kullandırılan kredi;

Firmaya 2.5.2001 tarihinde istihbarat ve güvenilirlik değerlendirilmesi yapılmadan, genel kredi sözleşmesi eki de düzenlenmeden Bahreyn Şubesince üç yıl vadeli 40.000.000 dolar kredi kullandırılmıştır. 6 ayda bir tahsil edilmesi gereken kredi faizleri tahsil edilememiştir. Söz konusu kredi bankanın hakim ortağı Çukurova gurubu firmalarına aktarılmıştır. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 69.232.500.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

Bankanın hakim ortağı ve kredi komitesi üyesi olan sanıkların Hazinenin gruba doğrudan veya dolaylı kredi kullandırılmaması yönündeki talimatlarını anılan şirkete kredi kullandırmak ve kullanılan krediyi geri dönmeyeceğini bile bile grup şirketlerine aktarmak suretiyle zimmet suçunu işlemişlerdir. Kredinin kullandırıldığı tarih 2.5.2001 tarihi olup, bu tarihte bankadan kaynak çıkışı gerçekleşmiştir. Bankadan kredi kullandırılmış olmakla nakit çıkışı da gerçekleşmiştir. Fiziken paranın teslim edilmemesi veya kredinin şirketlerin borçlarının kapatılmasında kullanılması asla sonucu değiştirmeyecektir. Çünkü sanıkların bu tarihteki kastları ve hukuka aykırı eylemleri banka parasının grup şirketleri lehine zimmete geçirme yönünde olup borç kapatma adı altında banka daha büyük bir zarara sokulmaktadır. Bu sebeple suç tarihi 2.5.2001'dir.

Ancak burada önemli bir hususu da belirtmek gerekir ki;

Bir kredi için teminat alınmış olması tek başına kredi işlemini hukuka uygun hale getirmeyecektir. Burada kredinin ödenmemesi halinde teminatlara müracaat edilip edilmediğine bakılacaktır. Gruba ait birçok firmayla ilgili olduğu gibi bu firmaya verilmiş olan Turkcell Holding A.Ş. 'ye ait 14,6 milyon usd kredi teminatının da bu anlamda önemi yoktur. Çünkü hiçbir suretle teminatlara müracaat edilmemiştir. Teminatlar sadece göstermelik olup kağıt üzerinde kalmıştır.

Sanıkların kullandırdıkları bu kredinin grup şirketlerinin Avusturya menşeili Bank Kreiss ag.'den alınan 40 milyon usd'lik kredinin geri ödenmesinde kullanılması bile başlı başına banka parasının zimmete geçirmek maksadıyla grup şirketlerinin menfaatlerinin gözetildiğinin açık bir başka delilidir.

cc) Egelim Ege Liman Hizmetleri ve Nakliyecilik A.Ş. 'ye kullandırılan krediler.

Firmaya 1992-1994 yılları arasında verilen kredileri ödemediği ve kredi değerliliği de bulunmadığı halde 24.5.2001 tarihinde 52.000.000 dolar kredi tahsis edilmiştir. Bu kredi firmaya 29.5.2001-6.6.2001 tarihleri arasında 4 dilim halinde kullandırılmış ve bu krediyle firmanın ödenmeyen eski kredileri kapatılmıştır. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 63.733.002 dolar ve 117.37.78.187.732 TL borcu bulunmaktadır.

Şirketin kredibilitesi bulunmamasına, 1992-1994 yıllarına ait eski borçlarını ödememesine rağmen, yeni kredi açılması, açıkça paranın geri dönmeyeceğini bilerek grup şirketine aktarılması eylemidir. Fiil zimmet suçunu oluşturmaktadır. Suç tarihi en son kredi diliminin kullandırıldığı dolayısıyla nakit çıkışının gerçekleştirildiği 6.6.2001 tarihidir.

b-) Çukurova Grubuna ait firmalara kullandırılmış olan ve vadesinde ödenmediği halde borçların temdidi suretiyle Banka parasının gruba ait firmalara aktarılması eylemleri;

2004/160 Esas sayılı dava dosyasındaki şirketler;

aa) Baytur İnşaat Taahhüt aş' ye kullandırılan krediler;

Muhtelif tarihlerde kullandırılan ve vadeleri dolmasına rağmen ödenmeyen kredilerin ertelenmesi talepleri, firmanın kredi değerliliği bulunmadığı bilindiği halde kredi komisyonunca geriye dönük olarak kabul edilip 8.3.2000 ve daha sonra 6.12.2001 tarihlerinde onaylanmak suretiyle ertelenmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 65 trilyon lira borcu bulunmaktadır.

bb)Çukurova İthalat ve İhracat A.Ş. ye kullandırılan krediler;

31.5.1991 tarihinde Şişli Şubesince verilen 2.130.000 dolar ve 27.11.1997 tarihinde Bahreyn Şubesinden verilen 57 milyon dolar kredilerin vadeleri dolduğu halde faiz ve ana para tahsilatı yapılmadan 25.12.2001 tarihinde kredi komisyonu kararıyla bu krediler temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 90.793.014 dolar borcu bulunmaktadır.

cc) bmc San ve Tic.aş'ye kullandırılan krediler;

25.4.1995 tarihinde Bahreyn Şubesinden kullandırılan, üç yıl vadeli 1.3 milyon dolar kredi, 6.12.2001 tarihinde, 5.9.1996 tarihinde kullandırılan beş yıl vadeli 1.8 milyon dolar kredi 7.12.2001 tarihinde, 27.9.1996 tarihinde kullandırılan 767.784 dolar kredi 7.12.2001 tarihinde firmanın kredi değerliliği bulunmadığı halde üç yıl temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 321.861.593.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

dd) Çukurova Sanayi İşletmeleri aş'ye kullandırılan krediler;

8.1.1991-12.8.1991 tarihleri arasında toplam 6.103.013 dolar tutarında kullandırılan beş adet kredi, 12.12.1997-26.12.1997 tarihleri arasında Bahreyn Şubesinden kullandırılan 4 adet toplam 24.860.000 dm'lık döviz kredisiyle kapatılmıştır. 12.12.2000-26.3.2001 tarihlerinde bu kredinin vadesi dolduğu halde firma faiz ödemesi yapamadığı gibi kredi değerliliği de bulunmamasına rağmen 25.12.2001 tarihinde kredi ödemesi üç yıl süreyle temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devredildiği 18.6.2002 tarih itibariyle firmanın 23.109.120.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

ee) Çukurova Çelik Endüstrisi A.Ş. 'ye kullandırılan krediler;

9.4.1997 tarihinde 500.000 dolar tutarında kredi kullandırılmıştır. Bahreyn Şubesinden kullandırılan bu kredi beş yıl vadelidir. Firma bu krediyi vadesinde ödeyememiş, faiz ödemesi dahi yapamayan ve kredi değerliliği de bulunmayan firmanın kredi borcu 9.4.2002 tarihinde temdit edilmiştir.

2005/39 Esas Sayılı Dava dosyasındaki şirketler;

Cine 5 Film Yapımcılık A.Ş. ve Avrupa Amerika Holding A.Ş. firmasına kullandırılan krediler;

Cine 5 firmasına 28.5.1997 tarihli 5 milyon dolar ve Avrupa Amerika Holding A.Ş. firmasına 22.12.1997 tarihli 3,5 milyon dolar kredi komitesi kararıyla kredi açılmıştır. Yine, Cine 5 firması adına 22.5.1996 tarihli yönetim kurulu kararıyla Futbol Federasyonuna 2 milyon dolarlık teminat mektubu vermiştir. Bu teminat mektubu sonradan 17.9.1999 tarihinde Federasyon tarafından paraya çevrilerek Pamukbank'dan tahsil edilmiştir. Adı geçen firmalara verilen bu krediler 20.7.1999 tarihinde ve daha sonrada birer aylık olmak üzere 20.7.2000, 20.8.2000 ve 28.9.2000 tarihlerinde üç kez temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devir tarihi olan 18.6.2002 tarihi itibariyle bu krediler ödenmemiştir.

2006/73 Esas Sayılı Dava dosyasındaki şirketler;

aa) aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. ' ye kullandırılan krediler;

Erol Aksoy'a ait iken, 19.12.1997 tarihinde aldığı 3.5 milyon dolar kredi sebebiyle Pamukbank'a borçlu bulunan aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. ' ye ait olan Show Tv 15.12.1999 tarihinde borçlarıyla birlikte Çukurova grubuna devredilmiştir. Daha önceki ertelemelere rağmen ödenmeyen bu kredi en son 3.12.2001 tarihinde temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devir tarihi olan 18.6.2002 tarihi itibariyle firmanın 8.489.970.000.000. TL borcu bulunmaktadır.

bb) Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. 'ye kullandırılan krediler;

Önceden Ilıcak ailesine ait iken,17.11.1997 tarihinde borçlarıyla birlikte Çukurova Grubuna geçen Aslı Gazetecilik A.Ş. ' ye 30.4.1997 - 1.12.1997 tarihleri arasında toplam 6,5 milyon dolar kredi kullandırılmıştır. Bu krediler vadesinde ödenmediği ve hiçbir takibat yapılmadığı gibi 8.3.2000 ve 4.12.2001 tarihlerinde temdit edilmiştir. Bankanın TMSF'ye devir tarihi olan 18.6.2002 tarihi itibariyle firmanın 16.908.630.000.000 TL borcu bulunmaktadır.

cc) Pamukspor Turizm İşletmeleri A.Ş. ' ye kullandırılan krediler;

Sermayesinin %99,5'i Pamukbank'a ait olan Pamuk Spor ve Turizm İşletmeleri A.Ş. 'ye 3.3.1997 günü 17.6 milyon dolar kredi kullandırılmıştır. Vadesinde ödenmeyen bu kredi 8.3.2000 ve 25.12.2001 tarihlerinde temdit edilmiştir. Yine 8.5.1997 tarihinde kullandırılan 1.2 milyon dolar kredi vadesinde ödenmediği halde 4.5.2000 ve 19.12.2000 tarihlerinde temdit edilmiştir.

Yukarıda açıklanan tüm firmalar gruba ait firmalar olup kredinin açıldığı ilk tarihte kredi hukukuna uygun olarak kullandırılan krediler daha sonra hukuka aykırı temditler ile suç haline gelmiştir.

Şöyle ki; temdit işlemleri yapılmadan önce ve temdit sırasında bankanın mali yapısı bozuktur ve gittikçe de bozulmaktadır. Bu sebeple Hazine Müsteşarlığınca sürekli uyarılmaktadır. Mali yapının bozulmasının en önemli sebebi ise öncelikle hukuka uygun olarak verilen kredilerin geri ödenmemesi, geri ödenmeyen kredilerle ilgili olarak da bankanın değil de grubun menfaatleri gözetilerek kredi tahsili maksadıyla teminatlara müracaat edilmemesidir.

Burada savunma müdafilerinin ısrarla belirttikleri bir konu da krediler için yeterli teminatların verildiğini, müvekkillerinden sanık Mehmet Emin Karamehmet'in Türkiye'nin sayılı zenginlerinden olup şahsi kefaletinin dahi yeterli olduğunu belirterek suçun oluşmadığını belirtmişlerse de; gerek kredi tarihinde gerekse temdit tarihinde teminat ve/veya ek teminat alınması daha önce de izah edildiği üzere hukuki sonucu değiştirmeyecektir. Çünkü, bir kredi için teminat alınmış olması tek başına kredi işlemini hukuka uygun hale getirmeyecektir. Burada kredinin ödenmemesi halinde teminatlara müracaat edilip edilmediğine bakılacaktır, grup lehine verilen teminat veya ek teminatların hiçbirisine hazine müsteşarlığının ısrarlı yazılarına rağmen müracaat edilmemiştir, edilmeyecektir aksine temditler yapılmıştır. Dolayısıyla da teminatlar kağıt üzerinde kalmıştır. Krediyi alanla teminatı veren kişinin aynı kişi olduğu gerçeği gözetildiğinde sanırım anlatmak istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Bu sebeplerle yapılan temditlerle açıkça zimmet kastı ortaya konmuştur. Çünkü var olan durum karşısında banka parasının artık geri dönmeyeceği bellidir. Dolayısıyla bu kast altında banka parası grup şirketleri lehine zimmete geçirilmiştir.

Diğer yönden, temditlerle ilgili olarak nakit çıkışının olmadığını söyleyerek suçun oluşmadığını kabul etmek mümkün değildir. Şöyle ki; kredisini ödemeyen ve borcu temdit edilen şirketin her seferinde faiz, gecikme zammı vs, ile borcu daha da katlanmaktadır. Bu katlanılan tüm borçlar temditle bankaya yeni bir yük getirmekte olup yeni bir zarar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu konudaki birçok örnekten sadece bir tanesini verirsek konun daha iyi anlaşılacağı muhakkaktır. Şöyle ki Pamukbank Teftiş Kurulu raporunda da belirtildiği gibi, Egesat Ege Endüstri Ürünleri İmalat Satış A.Ş. 'ye ait ilk kez 19.2.1988 yılında kullandırılan krediler, kredi borcu ödenmemesine rağmen, zamanla ancak yeni kredi kullandırımlarıyla kapatıldığı, krediyle ilgili hiç tahsilat yapılmadığı belirlenmiş olup, firmanın 1999 yılında 322 milyar olan uzun vadeli banka kredisinin 2000 yılı sonu itibarıyla 37 kat artarak 12 trilyon TL ye ulaştığı anlaşılmıştır. Süre giden zararlar sonucu bankanın bütün mali yapısının bozulması üzerine TMSF tarafından bankaya el konulmuş ve katrilyonlarca zarar oluşmuştur.

Sanıkların 3-(a-b) maddelerinde yazılı eylemlerinin niteliklerine gelince;

Sanıkların tüm eylemleri kredi görüntüsü altında borç ödememek maksadıyla grup şirketlerine aktarma yapmak ve/veya bu yolla temdit yapmak suretiyle gerçekleştirildiği cihetle basit bir iç denetimle anlaşılamayacak kadar kapsamlıdır. Bu sebeple de eylemlerin tümü nitelikli zimmet fiilini oluşturmaktadır.

Bu nedenlerle;

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 15.6.2011 gün ve 2011/4497 E - 2011/8160 K sayılı hükmü hakkında;

1. Özel Dairenin III (a) maddesinde belirtilen zamanaşımı sebebiyle onama kararının kaldırılarak 'sanıklar Dinç Bilgin ve Mehmet Emin Karamehmet yönünden' eylemin nitelikli zimmet fiilini oluşturduğu sübuta erdiğinden hükmün bozulması,

2. Özel Dairenin III (b) maddesinde belirtilen 24.12.2003 tarihli iddianamenin konusunu oluşturan zamanaşımı sebebiyle onama kararının iddianamedeki 'Sınai ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'ye verilen krediler, Turkcell Holding A.Ş. 'ye verilen avanslar ve Pamukbank Finansal Kiralamayla Pamukbank Factoring A.Ş. 'nin gayri nakdi kredi kullandırma eylemleri' yönünden nitelikli zimmet fiilleri sübuta erdiğinden Özel Daire kararının kaldırılarak 'sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ, Osman Berkmen ve İsmail Sezer Bilgili' yönünden hükmün bozulması,

3. Özel Dairenin IV, maddesinde yazılı bozma kararının

a-) Sanıklar Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ yönünden;

Gruba ait firmalara kullandırılan ve vadesinde ödenmediği halde yeni kredi kullandırma ve temdit suretiyle banka parasının grup firmalarına aktarılması eylemleri sübuta erdiğinden ve nitelikli zimmet suçunu oluşturduğundan Özel Daire kararının kaldırılarak sanıkların (2) numaralı bozma istemindeki eylemlerinin zincirleme şekilde gerçekleştiği ve banka zararının yeniden hesaplanması gerektiği gözetilerek ceza tayini suretiyle hükmün bozulması,

b-) Mehmet Emin Karamehmet yönünden;

Gruba ait firmalara kullandırılan ve vadesinde ödenmediği halde yeni kredi kullandırma ve temdit suretiyle banka parasının grup firmalarına aktarılması eylemleri sübuta erdiğinden ve nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu ancak sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 Sayılı Kanunun 22/3 (5411 Sayılı Kanunun 160/2.) maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği anlaşıldığından, Özel Daire kararının kaldırılarak sanığın (1) ve (2) numaralı bozma istemindeki eylemlerinin zincirleme şekilde gerçekleştiği ve banka zararının yeniden hesaplanması gerektiği gözetilerek ceza tayini suretiyle hükmün bozulması,

4-) Özel Dairenin sanıklar verilen 'Yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması' karanın kaldırılması..."

Görüş ve istemiyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : 1-) Sanık Cavit Çağlar hakkında Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırma,

2-) Sanıklar İsmail Sezer Bilgili ve Kemal Kabataş hakkında yerel mahkemenin birleşen 2005/39 esas sayılı dosyasıyla ilgili olarak Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırma,

3-) Sanıklar İsmail Sezer Bilgili, Hüseyin Mete, Hüseyin Dönmez hakkında Tantaş Dış Ticaret A.Ş. 'ye kullandırılan kredilerle ilgili olarak kurulan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen beraat,

4-) Sanıklar İsmail Sezer Bilgili, Ertuğrul Ayvacıklı ve Ahmet Mesut Ersoy hakkında yerel mahkemenin birleşen 2004/160 esas sayılı dosyasında Çukurova Çelik A.Ş. 'ye kullandırılan kredilerle ilgili olarak kurulan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen beraat,

5-) Sanık Tevfik Fikret Aktekin hakkında Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen kamu davasının ölüm sebebiyle düşmesi,

6-) Sanıklar Ertuğrul Ayvacıklı ve Ahmet Mesut Ersoy hakkında 2008/9 esas sayılı dosyayla ilgili olarak kurulan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen kamu davasının reddi,

7-) Sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Orhan Emirdağ ve İsmail Sezer Bilgili hakkında yerel mahkemenin birleşen 2006/4 esas sayılı dosyasıyla ilgili olarak kurulan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen kamu davasının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılması,

Hükümleri inceleme dışında olup, itirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ, Osman Berkmen, İsmail Sezer Bilgili ve Dinç Bilgin hakkında 2004/140 esas sayılı ana dosyayla birleşen yerel mahkemenin 2004/160, 2006/73 ve 2005/39 esas sayılı dosyalarda yapılan yargılama sonucunda banka zimmeti, emniyeti suistimal ve talimatlara aykırılık suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daireyle Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;

1-) Özel Daire ilamının III (a) maddesinde belirtilen, sanıklar Dinç Bilgin ve Mehmet Emin Karamehmet hakkında 11.5.2004 tarihli iddianameyle açılan kamu davasında yerel mahkemece hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçunu oluşturduğu gerekçesiyle zamanaşımından düşme kararı verilen eylemlerin banka zimmeti suçunu oluşturup oluşturmayacağı,

2-) Özel Daire ilamının III (b) maddesinde belirtilen, 24.12.2003 tarihli iddianamenin konusunu oluşturan ve yerel mahkemece talimatlara aykırılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilen, sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Orhan Emirdağ, Osman Berkmen ve İsmail Sezer Bilgili'nin "A-Tel Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş. Sınai ve Mali Yatırımlar Holding A.Ş. 'ye kredi, Turkcell Holding A.Ş. 'ye avans ve Pamukbank Finansal Kiralamayla Pamukbank Factoring A.Ş. 'ye gayri nakdi kredi kullandırma" eylemlerinin banka zimmeti suçunu oluşturup oluşturmayacağı,

3-) Özel Daire ilamının IV, maddesinde belirtilen, sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ'ın 8.4.2004, 15.6.2004 ve 16.6.2004 tarihli iddianamelerle açılan kamu davalarında yerel mahkemenin birleşen 2004/160, 2006/73 ve 2005/39 esas sayılı dosyalardaki eylemlerinin banka zimmeti suçunu oluşturup oluşturmayacağı,

4-) Özel Dairece sanıklar Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ hakkında "yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına" karar verilmesinde isabet bulunup bulunmadığı,

noktalarında toplanmaktadır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Sanık Mehmet Emin Karamehmet'in Pamukbank yönetim kurulu başkanı, Osman Berkmen ve İsmail Sezer Bilgili'nin Pamukbank yönetim kurulu üyeleri, Orhan Emirdağ'ın ise banka genel müdürü olduğu, adı geçen sanıkların aynı zamanda banka kredi tahsis komitesinde görevli bulundukları, ancak Pamukbank'ın 18.6.2002 tarihinde TMSF'ye devredilmesinden sonra görevlerinden alındıkları,

Yönetim kurulu başkanı Mehmet Emin Karamehmet'in aynı zamanda Çukurova Grubu şirketlerinin de sahibi olduğu, 1980'li yıllardan başlamak üzere Çukurova Grubu şirketlerine Pamukbank tarafından çeşitli miktarlarda TL ve döviz cinsinden kredilerin kullandırıldığı,

Bu kredilerin vadelerinde ödenmediği ve bankanın mali durumunun kötüleştiği tespit edilince, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünce ilk olarak 16.8.1991 gün ve 36021 Sayılı yazıyla Çukurova Grubuna hiçbir surette kredi kullandırılmaması yönünde Pamukbank Yönetim Kurulu Başkanlığına talimat verildiği,

Devam eden süreçte uyarıların dikkate alınmadığı ve bankanın mali durumunda iyileşme olmadığının tespit edilmesi üzerine Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünün 23.1.1998 gün ve 3076 Sayılı yazısıyla Pamukbank Yönetim Kuruluna; "30.9.1997 tarihi itibariyle 245.955 milyar TL olan grup risklerin tamamının donuklaştığı ve grup bankalarında tutulan 10.584 milyar TL tutarındaki deponun da risk toplamına dahil edilmesi halinde grubun toplam risk tutarının 256.539 milyar TL'ye ulaştığı, donuklaşan grup riskleri sebebiyle aktif kalitesinin, dolayısıyla Bankanın mali bünyesinin önemli ölçüde bozulduğu, Aralık 1997 itibariyle yaklaşık 325 milyon TL döviz pozisyon açığı bulunduğu, bankanın birikmiş zararının azaltılması ve çözümlenemeyecek boyutlara ulaşmamasını teminen Çukurova Grubuna yeni kaynak kullandırılmaması yönündeki politikalara devam edilmesi, grup risklerinden nakit tahsilatına başlanması ve toplam grup risklerinin en kısa zamanda bilanço toplamının yüzde 25'i seviyesine indirilmesi, …zorunlu harcamalar dışında tüm giderlerin kontrol altına alınması" yönünde 2. defa talimat verildiği,

Bankalar yeminli başmurakıplarının, Bankanın 30.6.1999 tarihli mali tablolarını esas alarak yaptıkları incelemeler sonucunda düzenledikleri 28.2.2000 gün ve R-2, R-2 Sayılı Mali Bünye Raporu değerlendirilerek Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünce son olarak 11.4.2000 gün ve 28414 sayı ile; "…Bankanız yetkilileriyle yapılan 21.2.2000 tarihli toplantıda değeri 25-30 milyar abd doları arasında tahmin edilen bankanızın %7 hissesine sahip olduğu iştiraklerinden Turkcell'in satışından bankanızca ve Çukurova Grubunca elde edilecek girdilerin grup risklerinin tasfiyesiyle sermaye artışında kullanılacağı ve bu satışın Haziran ayından önce gerçekleşmesinin tahmin edildiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede Bankanızın mali bünyesindeki olumsuzlukların giderilmesini teminen 4491 Sayılı Kanunla değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına istinaden Bankanızca;

1-)Çukurova grubuna doğrudan ve dolaylı olarak hiçbir şekil ve surette yeni kredi kullandırılmaması,

2-)Bankanız aktifinde yer alan gizli rezerv niteliğindeki varlıkların ivedilikle elden çıkartılması, Çukurova grubu risklerinin tasfiyesi ve sermayenin nakit olarak arttırılması suretiyle mali bünyenin iyileştirilmesine yönelik bir uygulama planının hazırlanarak yazımız tarihinden itibaren 15 gün içinde müsteşarlığımıza gönderilmesi gerekli görülmüştür" biçiminde yazılı uyarı yapıldığı,

Hazine Müsteşarlığının söz konusu yazılarının Banka Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi olan sanık Orhan Emirdağ'a tebliğ edildiği, adı geçen sanığın da bu durumu diğer üyelere bildirmesi üzerine yönetim kurulu toplantılarında yazılarla ilgili değerlendirmeler yapıldığı,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 18.6.2002 tarihinde Pamukbank'a el konularak bankanın Türkiye Mevduat ve Sigorta Fonuna devredildiği,

BDDK'nın el koyma kararının;

"... Mali bünyesindeki olumsuzlukların giderilmesini teminen 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları kapsamında alınması istenen tedbirleri almayan, yükümlülüklerinin toplam değeri varlıklarının toplam değerini aşan, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden, kaynaklarını bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde Bankanın yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının lehlerine kullandıran Pamukbank T.A.Ş. 'nin, temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetim ve denetiminin 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verilmiştir" şeklinde olduğu,

Dava ve Takip Dairesi Başkanlığının ödemelere dair yazılarından, bankanın TMSF'ye devredilmesinden sonra Çukurova Grup firmalarının kredi borçlarının 2004 ve 2007 tarihli protokollere göre ödeme planına bağlandığı ve ödendiği, aks A.Ş. , Avrupa Amerika Holding A.Ş. ve Cine 5 Film ve Yapımcılık A.Ş. firmalarına ait borçların da ek protokol ödeme planına bağlandığı,

Anlaşılmaktadır.

Zimmet suçu 765 Sayılı T.C.K.nın 202 nci maddesinde;

"Görevi sebebiyle kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları zimmetine geçiren memura altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve meydana gelen zararın bir misli kadar ağır para cezası verilir.

Yukarıdaki fıkrada gösterilen cürüm, dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmiş ise faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç misli kadar ağır para cezası verilir…" şeklinde düzenlenmiş, buna göre 202 nci maddesinin 1 inci fıkrasında basit zimmet suçu, 2 nci fıkrasında ise eylemin "dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmiş" olması halinde nitelikli zimmet suçunun oluşacağı hükme bağlanmıştır.

3182 Sayılı Bankalar Yasasının yürürlükte olduğu dönemde, özel banka personelinin bankanın malvarlığını temellüke yönelik eylemleriyle ilgili olarak ayrıksı bir düzenleme bulunmadığı için, bu tür eylemlerin 765 Sayılı T.C.K.nın 510. maddesinde düzenlenen hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği yargısal kararlarla kabul edilmiş ve bu yöndeki uygulama da duraksamasız sürdürülmüştür.

Zimmet suçunun, banka mensupları tarafından banka varlıklarına karşı işlenmesi durumunda özel bir düzenlemeye gereksinim duyan yasa koyucu, bu amaçla 23.6.1999 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 Sayılı Bankalar Yasasının 22/3 üncü maddesiyle banka zimmeti suçunu ayrıca düzenleyerek 765 Sayılı T.C.K.nın 202 nci maddesine paralel olarak;

"Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle diğer mensupları görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıkları zimmetlerine geçirirlerse altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler. Bu fıkrada gösterilen suç bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmişse faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç katı kadar ağır para cezası verilir. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur. Zararın kovuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir" şeklindeki hükmünü getirmiştir.

01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın zimmet suçunu düzenleyen 247 nci maddesi ise;

"(1) Görevi sebebiyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir" biçimindedir.

Bu Yasadan sonra 1.11.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 160. maddesinde de ceza yaptırımı (miktarı) dışında 5237 Sayılı T.C.K.na benzer bir düzenleme öngörülerek;

"Görevi sebebiyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler.

Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir; ancak, adli para cezasının miktarı, bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur…" hükmüne yer verilmiştir.

Belirtilen düzenlemelerle, 25.11.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 Sayılı Kanun ile T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankasıyla Türkiye Emlak Bankası özel hukuk statüsüne tabi anonim şirket haline dönüştürülmesi sonucu kamu ve özel banka ayrımına son verilerek mensuplarının banka malını temellük eylemlerinin banka zimmeti suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir.

Buna göre; gerek 4389 Sayılı Bankalar Yasası gerekse 5411 Sayılı Bankacılık Yasasında yer alan basit ve nitelikli bankacılık zimmeti suçlarının tanımlarında yer alan "fiil" unsuru benzerlik arz etmekte olup, "zimmete geçirme" biçiminde ifade edilmiştir.

Zimmete geçirme ise; 5237 Sayılı T.C.K.nın 247 nci maddesinin gerekçesinde "… suç konusu mal üzerinde, malikmiş gibi tasarrufta bulunmayı ifade eder. Bu tasarruflar, suç konusu şeyin mal edinilmesi, amacı dışında kullanılması, tüketilmesi şeklinde oluşabileceği gibi bir başkasına satılması, verilmesi şeklinde de gerçekleşebilir…" şeklinde tanımlanmıştır.

Diğer taraftan; 4389 Sayılı Bankalar Yasasının 22/3 üncü maddesinde yazılı zimmet suçunun maddi konusunu; banka yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle diğer mensuplarının görevleri dolayısıyla kendilerine tevdi olunan veya muhafazaları, denetim veya sorumlulukları altında bulunan bankaya ait para veya sair varlıklar oluşturmakta iken, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının 160. maddesinde yazılı suçun maddi konusunu ise; görevi sebebiyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak, senetler ve diğer mallar oluşturmaktadır.

Malın, para veya evrak ya da senedin failin görevi gereği zilyetliğine devredilmiş olması veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olması gerekir. Failin zilyetliğinde olan ya da koruma ya da gözetiminde bırakılan bir malı kendisi ya da başkasının zimmetine geçirmesi ile suç işlenmektedir.

Bu bağlamda, 4389 Sayılı Bankalar Yasasının 11, 5411 Sayılı Bankacılık Yasasının ise 48 ve takip eden maddelerinde koşulları, kapsamı ve tanımı yapılan kredilerin de; suçun maddi konusunu meydana getirdiği ve tabela firmalarına veya kredibilitesi olmayan firmalara kredi kullandırılması ya da kredilerin hiç veya yeterli teminat alınmadan kullandırılması halinde de bankacılık zimmeti suçunun oluşacağı konusunda kuşku bulunmamaktadır.

Bu genel açıklamalardan sonra, uyuşmazlık konularının sırasıyla ele alınmasında yarar bulunmaktadır.

1-) Özel Daire ilamının III (a) maddesinde belirtilen, sanıklar Dinç Bilgin ve Mehmet Emin Karamehmet hakkında 11.5.2004 tarihli iddianameyle açılan kamu davasında yerel mahkemece hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçunu oluşturduğu gerekçesiyle zamanaşımından düşme kararı verilen eylemlerin banka zimmeti suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesi:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11.5.2004 gün ve 223 Sayılı iddianamesine konu eylemlerle ilgili olarak yerel mahkemece hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan 765 Sayılı T.C.K.102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca kamu davasının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve Özel Dairece hüküm oyçokluğuyla onanmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise bu eylemlerin zimmet suçunu oluşturacağı görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, Çukurova Grubunun sahibi olduğu Pamukbank tarafından Bilgin Grubu firmalarına 17.8.1998-10.9.1998 tarihleri arasında kullandırılan kredilerle Bilgin Grubunun o dönemde sahibi olduğu Etibank tarafından Çukurova Grubu firmalarına kullandırılan kredilerin; tarih, tutar, vade ve faiz oranı açısından bire bir örtüştüğü, dolayısıyla back to back (karşılıklı) kredi yöntemiyle Pamukbank ve Etibank'ın zarara uğratıldığı iddiasıyla ilgili olup konuya dair bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda:

Sanık Dinç Bilgin'in Etibank hakim hissedarı ve Bilgin Grubu firmalarının sahibi olduğu, sanık Mehmet Emin Karamehmet'in ise Pamukbank hakim hissedarı ve Çukurova şirketler grubunun sahibi olduğu,

Her iki bankaya da Hazine Müsteşarlığı tarafından, ekonomik durumları sebebiyle kendi gruplarına ait şirketlere kredi kullandırmamaları yönünde uyarı yazıları yazıldığı ve Etibank Yönetim Kurulunun Bilgin Grubu şirketlerine, Pamukbank Yönetim Kurulunun da Çukurova Grubu şirketlerine kredi kullandırmama konusunda uyarıldığı,

Bunun üzerine, Pamukbank Yönetim Kurulunca Dinç Bilgin Grubu firmalarından Bilgin Holding, Bilgin Yayıncılık ve Satel Sabah'a toplam 12.500.000 usd, Cavit Çağlar Grubu firmalarından Murat Konfeksiyon Ltd. Şti. ve Tüm-Kon Konf. Ltd. Şti. firmalarına toplam 12.500.000 usd kredi kullandırıldığı, Etibank Yönetim Kurulunca da Çukurova Grubu firmalarından ch Financial lnvestments Ltd. Şti'ye 1.9.1998 tarhinde 5.000.000 usd, 8.9.1998 tarihinde 1.500.000 usd, 10.9.1998 tarihinde 2.000.000 usd, Inter Capital Ltd. Şti'ye 27.8.1998 tarihinde 5.000.000 usd, 8.9.1998 tarihinde 3.500.000 usd, Inter Overseas Ltd Şti.'ye 4.9.1998 tarihinde 5.000.000 usd, 8.9.1998 tarihinde 3.000.000 usd olmak üzere toplam 25.000.000 usd kredi kullandırıldığı,

Pamukbank A.Ş. tarafından açılmış kredilerin 17.8.1998-10.9.1998 tarihleri arasında 25 farklı kalemde kullandırıldığı ve vade tarihlerinin 24.8.2000- 18.9.2000 olduğu,

Etibank A.Ş. tarafından Çukurova firmalarına açılan kredilerin ise 27.8.1998- 10.9.1998 tarihleri arasında 7 kalemde kullandırıldığı ve vade tarihlerinin 3.9.2000-17.9.2000 olduğu,

Çukurova firmalarına açılan kredilerde teminat olarak Mehmet Emin Karamehmet'in müşterek borçlu müteselsil kefil imzaları, Bilgin grubuna kullandırılan kredilerde de Dinç Bilgin, Medya Holding ve Cavit Çağlar'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu,

Etibank tarafından Çukurova Grup firmalarına kullandırılan söz konusu kredilerin adı geçen bankanın 9.8.2000 tarih ve 17 numaralı kararıyla temdit edilerek 48 ay vadeli hale getirildiği, ancak bankanın 27.10.2000 günü TMSF'ye devrinden sonra, 14.11.2000 tarihinde faiziyle birlikte geri ödendiği,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 10.1.2003 gün ve 447 sayıyla Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verilmesi üzerine, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma sırasında Doç. Dr. Adem Sözüer'den alınan 22.4.2003 tarihli rapora dayanılarak 30.4.2003 tarihinde; "BDDK tarafından sanıklar hakkında Pamukbank T.A.Ş. tarafından Dinç Bilgin ve Cavit Çağlar firmalarına 17.3.1998-10.9.1999 tarihleri arasında kullandırılan krediler konusunda usulsüzlük yapıldığı iddia edilerek dolandırıcılık suçlaması ile suç duyurusunda bulunulmuşsa da, yapılan tahkikat ve bilirkişi incelemesi sonucu dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı öte yandan karşılıklı olduğu belirtilen kredilerin sermaye artışında kullanıldığı ve sıfır etki doğurması sebebiyle Ceza Hukuku anlamında bir zararın bulunmadığı anlaşıldığından kamu adına koğuşturmaya mahal olmadığına" karar verildiği,

Bu karara yönelik itiraz üzerine, Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince 3.10.2003 tarihinde itirazın reddine karar verildiği,

İtirazın reddine dair bu karara karşı Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesince 20.1.2004 tarihli ilam ile; "Pamukbank T.A.Ş. ve Etibank A.Ş. sahiplerinin bankalardan kendi şirketlerine aktardıkları kredi miktarının bankalar yasasında belirlenen limitleri aşması ve hazine müsteşarlığınca uyarılmaları üzerine, karşılıklı kredi verme yöntemiyle başlangıç ve vade tarihleriyle miktarları aynı olan kredileri karşılıklı olarak varlığı ve bilançoları, mal varlıkları, alınan krediyi ödeyip ödemeyecekleri araştırılmadan birbirlerinin şirketlerine verdikleri, Pamukbank T.A.Ş. 'nin Bahreyn Şubesi Etibank A.Ş. 'nin Karaköy Şubesi tarafından kredi açıldığı ve Etibank A.Ş. tarafından 9.8.2000 gün ve 17 numaralı kararla kredinin temdit edilip 48 ay vadeli hale getirilerek yeniden kredilendirme işlemi yapıldığı da gözetilerek bu tarihte yürürlükte bulunan Bankalar Yasasının 22/3 üncü maddesinde öngörüldüğü şekilde iştirak halinde kredi görünümünde banka parasının zimmete geçirildiğine dair dosyada mevcut delillerin tayin ve takdirinin mahkemeye ait bulunduğu, sonradan kredinin geri ödenmesinin oluşan suçu ortadan kaldırmayacağı gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği,

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin bu bozma ilamı üzerine 11.5.2004 gün ve 223-688 Sayılı iddianameyle kamu davasının açıldığı,

Etibank'ın Fona devrinden sonra 14.11.2000 tarihinde kredi borçlarının % 9 faiz oranı üzerinden hesaplanarak faizleriyle birlikte kapatıldığı, ancak söz konusu işlem sebebiyle Etibank'ın TMSF'ye devredilmesinden sonra, oluşan 4.920.000 usd faiz farkı 17.11.2003 tarihinde imzalanan TMSF Medya Grubu arasında imzalanan protokol kapsamına alındığı, Pamukbank tarafından 1998 yılında Bilgin Grubuna kullandırılan 25.000.000 usd tutarındaki kredilerin de 17.11.2003 tarihinde protokol kapsamına alındığı,

Anlaşılmaktadır.

Bu uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak sanıklar savunmalarında özetle, kredi kullandırılan firmaların kredi yeterliliklerinin bulunması, kredilerin o dönemde şahsi imzaları gerçek anlamda bir teminat değeri taşıyan kişilerin kefaletiyle, geri alınmak amaç ve niyetiyle verilmiş olması, mevzuatta back to back krediyi suç kabul eden ve cezalandıran herhangi bir hüküm yer almaması, kredilerin tahsis tarihi itibarıyla 4389 Sayılı Kanunun yürürlükte olmaması ve kredilerin daha sonra ödenmesi sebebiyle beraatlerine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

8.11.2002 tarihli ve R-12, R-1, R-8 ve R-5 Sayılı Bankalar Yeminli Murakıbları raporunun sonuç kısmında özetle, "…Banka kaynaklarının bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde Cavit Çağlar ve Dinç Bilgin gruplarına dahil muhtelif firmalara tahsis edildiği, karşılığında söz konusu grupların ilgili dönemde sahibi bulunduğu Etibank A.Ş. 'den Çukurova Grubuna dahil firmalara aynı tutar ve koşullarda kredi kullandırıldığı, dolayısıyla back to back kredi yöntemiyle bankanın zarara uğratıldığı ve bu suretle banka mali bünyesindeki problemlerin daha da ağırlaşmasına sebebiyet verildiği tespit edilmiştir.

Rapora konu işlemler neticesinde Pamukbank T.A.Ş. tüzel kişiliği Mehmet Emin Karamehmet, Osman Berkmen ve Orhan Emirdağ tarafından, görevlerini yaptıkları sırada, Çukurova Grubuna kaynak aktarmak amacıyla raporda adı geçen firmalar ve Etibank A.Ş. 'nin sahibi konumunda bulunan Dinç Bilgin ve Cavit Çağlarla işbirliği yapılarak, tahsis edilmemesi gereken kredilerin kullandırılması suretiyle zarara uğratılmıştır" şeklinde açıklamalar yer almaktadır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun istemi üzerine Prof. Dr. Nevzat Toroslu 25.3.2003 tarihinde TMSF'ye sunduğu hukuki mütalaasında özetle;

"...Grup firmaları kredibilitesi olan firmalar ise ve gerekli teminat alınmış ise, bankanın, diğer bankanın bu firmalardan olan kredi alacağını devralması, kendi grup firmalarına dolaylı yollarla kredi kullandırması anlamına gelir ve böyle bir davranış, ancak Bankalar Kanununun 11 inci maddesinde özellikle 11/9-a maddesinde öngörülen kredi yasaklarının ihlali niteliğinde olması halinde aynı Kanunun 21/1-e maddesinde öngörülen suçları oluşturabilir.

Buna karşılık hakkında kredibilite çalışması yapılmadan kredi verilen grup firması hiç bir şekilde kredibilitesi bulunmayan bir firma olduğu için veya kredibilitesi olmasına rağmen kredi sözleşmesi düzenlenmediği için yahut teminat alınmadığı için kredi geri dönmemişse yapılan aslında kredi görünümü altında banka parasının başkalarına aktarılması olduğundan, Bankalar Kanununun 22/3 üncü maddesinde öngörülen zimmet suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir" şeklinde görüş bildirmiştir.

Soruşturma sırasında bilirkişi Doç Dr. Adem Sözüer'den alınan raporda özetle; "...Bir olayda back to back kredinin varlığının kabulü bizi otomatik olarak dolandırıcılık suçunun da var olduğu kabulüne ulaştırmamaktadır... Çukurova Grubunun almış olduğu krediyi, Pamukbank'ın sermaye artışında kullanması ve kredi borcunu tümüyle ödemesi vakıası, soruşturma konusu olayda bu grubu temsil eden gerçek kişilerin, hem bir hile ve desise veya güveni kötüye kullanma yönünde bir davranışlarının bulunmadığını hem de hukuka aykırı bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmediklerine göstermektedir" açıklamaları yer almaktadır.

Prof. Dr. Osman Altuğ, Doç. Dr. Ahmet Gökçen ve Sait Bilgiç'den oluşan bilirkişi heyetinin 23.5.2005 tarihli raporunda özetle;

"...Etibank A.Ş. tarafından 9.8.2000 gün ve 17 numaralı kararla kredinin temdit edilip 48 ay vadeli hale getirilerek yeniden kredilendirme işlemi yapıldığı isnadıyla açılan davada temdit işleminden yaklaşık 3 ay sonra kredinin faiziyle birlikte tamamen ödenmiş olması nedeniyle, 9.8.2000 gün ve 17 numaralı kararla kredinin temdit edilmesinin temellük kastıyla yapılmış olmadığı bu sebeple suçun manevi unsurunun oluşmadığı" görüşüne yer verilmiştir.

Bilirkişiler Prof. Dr. Ahmet Gökçen ve Yeminli Emekli Başmurakıbı Mustafa Tosun'un 12.6.2007 havale tarihli raporunda özetle; "...Kredilerin fiili kullandırım tarihlerinin 17.8.1998-10.9.1998 olduğu, bu sebeple kredinin kullandırımından sonra 23.6.1999 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 22/3 üncü maddesinin söz konusu kredi işlemine uygulanamayacağı" belirtilmektedir.

 
free poker