Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

Tarafların Gerek Yargı Organlarınca Gerekse Karşı Tarafça Yapılan İşlemler Konusunda Bilgilendirilmelerinin Zorunlu Olduğuna, Kişinin Kendisinden Habersiz Yargılama Yapılarak Karar Verilmesinin Mümkün Olmadığına İlişkin Yargıtay Kararı

Tarafların Gerek Yargı Organlarınca Gerekse Karşı Tarafça Yapılan İşlemler Konusunda Bilgilendirilmelerinin Zorunlu Olduğuna, Kişinin Kendisinden Habersiz Yargılama Yapılarak Karar Verilmesinin Mümkün Olmadığına İlişkin Yargıtay Kararı

T.C.

YARGITAY

20. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/16001

K. 2012/673

T. 31.1.2012

• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ (Tarafların Gerek Yargı Organlarınca Gerekse Karşı Tarafça Yapılan İşlemler Konusunda Bilgilendirilmelerinin Zorunlu Olduğu - Kişinin Kendisinden Habersiz Yargılama Yapılarak karar Verilmesinin Mümkün Olmadığı)

• HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI (Yargılama Dışında Ortaya Çıkan Çözüm Yollarında Her Bir Yargılama Çözüm Yolu ve Uyuşmazlığın Niteliğiyle Bağlantılı Şekilde Hukukî Dinlenilme Hakkına Uygun Davranılması Gerektiği)

• DURUŞMA GÜNÜ TEBLİĞİ (Davacıların Yargılama Sırasında Öldüğü - Dava Dilekçesi ve Duruşma Gününün Adı Geçenin Tüm Mirasçılarına Yöntemince Tebliğe Edilerek Davacı Sıfatıyla Davayı Takip Etmeleri İçin Kendilerine Olanak Tanınması ve Bu Şekilde Taraf Teşkilinin Sağlanması Gerektiği)

• YARGILAMA SIRASINDA ÖLÜM (Dava Dilekçesi ve Duruşma Gününün Adı Geçenin Tüm Mirasçılarına Yöntemince Tebliğe Edilerek Davacı Sıfatıyla Davayı Takip Etmeleri İçin Kendilerine Olanak Tanınması ve Bu Şekilde Taraf Teşkilinin Sağlanması Gerektiği)

ÖZET : Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.

Davacılardan N. M. Ş.'nin yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 17/03/2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar F. T. ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 31.01.2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden F. T. ve ark. vekili ile karşı taraftan Hazine vekili ve Orman Yönetimi vekili geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

KARAR : Kadastro sırasında Hisarönü köyü Dibektepe mevkii 192 ada 8, 13 ve 99 parsel sayılı taşınmazlar, tarla niteliğiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı S. Ö. Ç., H. K. ve M. D. K. tarafından davalı sıfatıyla Hazine ve Hisarönü köyü tüzelkişiliği aleyhine açılan tescil davasıyla, Ş. E. çocukları M. Ş., M. K. Ö., M. C. O., N. Ş. mirasçıları ve mirasçılarından H. Ş., Ö. O., M. F. Ş. Mirasçıları terekesi mümessili Ş. U. tarafından davalı Hazine ve köy tüzelkişiliği ile S. Ö., Ç., H. K.. S. K. ve M. D. K. taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63,64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları davalar birleştirildikten sonra, 3402 sayılı Yasanın 5 ve 27. maddeleri gereğince kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece Orman Yönetimi ile B. H.'in D. T.'in davasının kabulüne, diğer davaların reddine, çekişmeli Hisarönü köyü 192 ada 8 ve 99 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine, 192 ada 13 sayılı parselin fen bilirki krokisinde (A) ile gösterilen 1112.13 m2 bölümünün B. H., (B) ile gösterilen 5282.70 m2 bölümünün D. T. adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi, B. H., H. K., F. T. ve ark. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yılları arasında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2896 ve 3302 sayılı Yasalar ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.

Bir kısım davacılar vekili tarafından dosyaya eklenmek üzere sunulan belgeler arasında yer alan Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028-926 sayılı veraset ilamından, davacılardan N. M. Ş.'nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi Hazzı kızı 1941 doğumlu S. Ş. ile çocukları B. S. M. ve H. Ü.'ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, N. M. Ş.nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden yargılama sona erdirilerek karar verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11-554 -2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, N. M. Ş.nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı H.Y.U.Y'nın 73. (6100 sayılı HMK'nun 27.) maddesinde yasanın gösterdiği istisnalar dışında hakimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yasaya uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceği öngörülmüştür. Mahkemece davacı N. M. Ş.'nin ölümüyle, mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilip, kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır.

Öte yandan, yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (HMK m.H4/l-d). Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir.

1086 sayılı H.Y.U.Y.'nın 41. maddesi ve yeni 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle hakim, davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf ehliyeti dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re'sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece re'sen gözetilmesi gereklidir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan "Hukuki Dinlenilme Hakkı" gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.

Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.

Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan N. M. Ş.'nin yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine, Orman Yönetimi, B. H., H. K., F. T. ve ark. Vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alman temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, bozma nedenine göre Yargıtayda yapılan duruşma nedeniyle taraflar yararına ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 31.01.2012 günü oybirliği ile karar verildi.

 
free poker