Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

Hükümlünün Tutuklu Kaldığı Sürenin İnfaz Edilmekte Olan Mahkumiyetinden Mahsubunun Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Hükümlünün Tutuklu Kaldığı Sürenin İnfaz Edilmekte Olan Mahkumiyetinden Mahsubunun Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY

2.Ceza Dairesi

Esas: 2012/7285

Karar: 2012/9338

Karar Tarihi: 11.04.2012

ÖZET: Somut olayda, hükümlünün, Asliye Ceza Mahkemesi'nin davasında tutuklu kaldığı ve bu dava ile ilgili hüküm kesinleşmeden, aynı Mahkemenin kararına konu suçu işlediği anlaşılmakla, tutuklu kaldığı sürenin infaz edilmekte olan 20.04.2007 tarihli mahkumiyetinden mahsubu gerekeceğinden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, bozulmasına karar verilmiştir.

Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan sanık C.'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/4, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.04.2007 tarihli ve 2006/465 esas, 2007/154 sayılı kararının infazı sırasında, sanık tarafından 22.02.2006 tarihinde işlediği iddia edilen mala zarar verme suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemesinin 08.07.2009 tarihli ve 2006/173 esas, 2009/396 karar sayılı hükmünün temyiz aşamasında olduğundan bahisle bu dosyadan tutuklandığı 24.02.2006 ve tahliye edildiği 13.04.2006 tarihleri arasındaki sürenin halen infazına devam edilen Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin anılan hükmü ile verilen 1 yıl 3 ay hapis cezasından mahsup edilmesi talebinin reddine dair, anılan mahkemenin 01.12.2010 tarihli ve 2010/160 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Zonguldak Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.01.2011 tarihli ve 2010/1054 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 30.01.2012 gün ve 2011/1611-5528 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2012 gün ve 2012/39593 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

Dosya kapsamına göre, hükümlünün tutuklu kaldığı ve mahsup edilmesini istediği Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.07.2009 tarihli ve 2006/173 esas, 2009/396 sayılı kararının temyiz edilmesi sebebiyle henüz kesinleşmemiş olduğu, bu suçun işlenme tarihinin 22.02.2006 olduğu, halen infaz edilmekte olan aynı Mahkemenin 20.04.2007 tarihli ve 2006/465 esas, 2007/154 sayılı dosyasına konu suçun işlenme tarihinin ise 28.08.2006 olduğu, bu haliyle tutuklu kalınan ve mahsup edilmesi istenen kararın kesinleşmesinden önce işlenmiş bir suçun bulunduğu,

Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 40 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddelerinde belirtildiği üzere, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç ya da suçların işlenmesinin yeterli olacağı, tutuklu kalınan suçun beraatle veya mahkumiyetle sonuçlanmasının da mahsup işlemi için önemli olmadığı, keza mahkumiyetle sonuçlanan kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle, Yargıtay incelemesi sonucunda beraat etme ihtimalinin hukuken mümkün bulunduğu, böyle bir durumda ise infazı halen devam eden mahkum için telafisi imkansız sonuçlar doğabileceği cihetle, hükümlünün Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.07.2009 tarihli ve 2006/173 esas, 2009/396 sayılı dosyasından gözetim altında ve tutuklu kaldığı sürenin aynı Mahkemenin 20.04.2007 tarihli ve 2006/465 esas, 2007/154 sayılı ilamından mahsubuna karar verilmesinin gerekmesi karşısında, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Gereği düşünüldü:

5237 sayılı Yasa'nın 63. maddesinde, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve kişisel özgürlüğün sınırlanması sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin hükmolunan hapis cezasından indirileceği öngörülmüş olmakla, tutuklu kalınan sürenin mahkumiyetten mahsup edilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkumiyete ait olması gerekmeyip, sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce işlemiş olduğu diğer bir suç nedeniyle verilen cezadan da tutuklu kalınan sürenin mahsubu olanaklı olacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31.01.2006 gün, 2006/1-4, 2006/7 sayılı kararında da belirtildiği üzere, önemli olan husus, mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesidir. Birden fazla suça ilişkin ayrı ayrı açılmış olan davalarda, diğer hükümden mahsup edilecek sürelerin, beraatle sonuçlanmış bir suça ilişkin olması gerektiğine dair açık bir hükme de yasada yer verilmemiştir. 06.03.1940 tarihli ve 5/68 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, <Beraat eden bir kişinin beraat ettiği suçtan dolayı tutuklu kaldığı sürenin, beraat kararı kesinleşmeden önce işlemiş olduğu diğer suç için verilen ceza süresinden mahsubunun gerektiği> belirtilmiş ve tutuklu kalınan suçtan beraat etmiş olma esas alınmışsa da, bunun nedeni, beraatin zorunlu bir koşul olarak kabul edilmesi değil, sadece karara konu içtihadı birleştirmeyi gerektiren uyuşmazlığın beraat hükmüne ilişkin olmasıdır. Tutuklu kalınan suçtan dolayı beraat ya da mahkumiyet hükmü verilmesi sonuca etkili değildir.

Somut olayda, hükümlünün, Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/173 Esas sayılı davasında tutuklu kaldığı ve bu dava ile ilgili hüküm kesinleşmeden, aynı Mahkemenin 20.04.2007 tarih, 2006/465 Esas, 2007/154 sayılı kararına konu suçu işlediği anlaşılmakla, tutuklu kaldığı sürenin infaz edilmekte olan 20.04.2007 tarihli mahkumiyetinden mahsubu gerekeceğinden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, Zonguldak Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nden kesin olarak verilen 06.01.2011 gün ve 2010/1054 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 11.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 
free poker