Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

Suça Konu Belgelerin Duruşmada İncelenip, Belgenin Aldatma Yeteneğinin Ne Şekilde Gerçekleştiği Belirlenerek Hüküm Tesis Edilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Suça Konu Belgelerin Duruşmada İncelenip, Belgenin Aldatma Yeteneğinin Ne Şekilde Gerçekleştiği Belirlenerek Hüküm Tesis Edilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY

5.Ceza Dairesi

Esas: 2012/4733

Karar: 2012/5416

Karar Tarihi: 17.05.2012

ÖZET: Suça konu belgelerin getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra belgenin aldatma yeteneğinin ne şekilde gerçekleştiği belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, Avukatlık Kanunu’nda yer alan <….. Avukat kimlikleri, tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik hükmündedir.> şeklindeki düzenleme nedeniyle sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu da gözetilmeksizin eksik inceleme ile suç vasfının tayininde de yanılgıya düşülerek hüküm tesisi, kanuna aykırıdır.

Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanığın tebliğnameye cevaplarını içeren dilekçelerinde yerel mahkemede de ifade ettiğini belirterek tekerrüre esas alınan sabıkanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, tekerrüre esas alınan ilamı gösteren sabıka kaydında sanığın doğum tarihine ilişkin bilgilerin nüfus kaydına uygun olmadığı anlaşılmakla; mahkemesinden hükme esas nüfus kayıt örneğiyle tekerrüre esas alınan ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir onaylı örneklerinin teminiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 16/11/2010 tarihinde şikayetçi adına düzenlenmiş sahte avukat kimliğini kullandığından bahisle hakkında soruşturma yapılan sanığın, 29/11/2010 tarihinde şüphe üzerine kolluk kuvvetlerince kovalamaca sonucu yakalandığı yerde yine aynı kişi adına düzenlenmiş sahte kimliği yere attığından bahisle yapılan soruşturmada sanığın kolluk tarafından alınan aynı günlü beyanında diğer fotokopi kimliği bulamadığını, daha sonra bulunca teslim etmek amacıyla üzerine aldığını beyan etmesi karşısında; TCK'nın 43. maddesi uyarınca aynı suçun değişik zamanlarda işlenmesi halinde zincirleme suçun oluşacağı gözetilerek suça konu sahte kimliklerin hangi tarihlerde düzenlendiği tespit edilip, aynı anda düzenlenmesi halinde tek suç, aksi takdirde suç işleme kararındaki birlik değerlendirilerek zincirleme suç ya da iki ayrı suç oluşup oluşmayacağının tartışılması gerektiği gözetilerek; 16/11/2010 tarihli olaya ilişkin soruşturmanın akıbetinin araştırılması dava açılmış ve derdest ise dosyaların birleştirilmesi yoluna gidilmesi, kesinleşmiş ise dosyanın getirtilerek incelenmesi, sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespiti hakime ait olduğu cihetle, suça konu belgelerin getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra belgenin aldatma yeteneğinin ne şekilde gerçekleştiği belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 9. maddesinin 4. fıkrasında yer alan <….. Avukat kimlikleri, tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik hükmündedir.> şeklindeki düzenleme nedeniyle sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu da gözetilmeksizin eksik inceleme ile suç vasfının tayininde de yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,

Sonuç: Kanuna aykırı, sanıkla müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 17.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 
free poker