Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

Davacının Bayilik Lisansına İşletmediği Köy Pompası İle Akaryakıt Sattığının Tespit Edildiği Anlaşıldığından İdari Para Cezası Uygulanmasına İlişkin Uyuşmazlık Konusu Kurul Kararında Mevzuata Aykırılık Bulunmadığına İlişkin Danıştay Kararı

Davacının Bayilik Lisansına İşletmediği Köy Pompası İle Akaryakıt Sattığının Tespit Edildiği Anlaşıldığından İdari Para Cezası Uygulanmasına İlişkin Uyuşmazlık Konusu Kurul Kararında Mevzuata Aykırılık Bulunmadığına İlişkin Danıştay Kararı

T.C. DANIŞTAY

13.Dairesi

Esas: 2007/4533

Karar: 2008/4895

Karar Tarihi: 17.06.2008

ÖZET: Uyuşmazlık konusu olayda, idari para cezasına dayanak alınan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinde, 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle yapılan değişikliğin, dava konusu işlemin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca yasa değişikliğinden önce 28.09.2006 tarihinde tesis edilmiş olması karşısında, uygulamasına olanak bulunmadığı, işlemin hukukiliğinin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükmüne göre yapılacağı açıktır. Bir başka anlatımla, olayda, 5015 sayılı Kanunun 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle değişik 19. madde hükmüne uygun bir hukukilik denetime yapmaya olanak bulunmamaktadır.

(5015 S. K. m. 1, 8, 14, 19, Geç. m. 1)

Davanın Özeti: Davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 28.09.2006 tarih ve 935/24 sayılı kararının; akaryakıt istasyonlarına gerekli tedbirleri alarak köy pompası vasıtasıyla akaryakıt satışı yapma hakkının tanındığını; bayilik lisansı bulunduğunu; bayilik lisansına işletmediği köy pompası ile akaryakıt satışı yaptığından bahisle verilen para cezasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemektedir.

Savunmanın Özeti: Petrol piyasasında bayilik lisansına işletmediği köy pompası ile akaryakıt satışı yaptığı tespit edilen davacı hakkında uygulanan idari para cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi Suat DURSUN'un Düşüncesi: Dava bayilik lisansına işletmediği köy pompası bayilik faaliyeti yaptığından bahisle davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Petrol piyasasında lisansına işletmeksizin köy pompası ile faaliyette bulunduğu tespit edilen davacı hakkında, Kanunun idari para cezasının verildiği tarihte yürürlükte bulunan 19. maddesi uyarınca uygulanan idari para cezası hukuka uygun olduğundan davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı Mürteza GÜLER'in Düşüncesi: Dava, bayilik lisansına derc ettirmeksizin köy pompası vasıtasıyla akaryakıt satışı yaptığından bahisle tutulan tutanağa dayanılarak, davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında ifade edildiği üzere, bu Kanunun amacı; yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamaktır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun <Bayiler> konusunu düzenleyen 8. maddesinin birinci fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetlerini yürütecekleri, ikinci fıkrasında, bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı dışında diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü bulunduğu, üçüncü fıkrasında ise, bayiler ve dağıtıcıların, lisanslarına göre kurdukları akaryakıt istasyonlarını Kuruma bildirerek işletmeye başlayacakları, akaryakıt istasyonlarının gerekli tedbirleri alarak tarım sektörünün ihtiyaçları için tanker ve köy pompası vasıtasıyla LPG hariç akaryakıt satışı yapabilecekleri belirtilmiştir. Anılan madde gereği, bayilerin, lisanslarına göre kurdukları akaryakıt istasyonlarını Kurum'a bildirerek işletecekleri açıktır. Akaryakıt bayilik lisansı olan gerçek veya tüzel kişinin, lisansına kayıtlı akaryakıt istasyonu dışında tarım sektörünün ihtiyaçları için kendisine ait bir köy pompası vasıtasıyla akaryakıt satışı yapabilmesi için, bu akaryakıt pompasında mevzuatın zorunlu kıldığı tedbirleri alıp almadığının tespiti için Kurum'a bildirimde bulunmak ve <gerekli tedbirleri aldığına, akaryakıt satışı yapmasına engel bir durum olmadığına karine oluşturmak> üzere bu pompayı mevcut lisansına işlettirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Nitekim, 28.9.2006 günlü, 26303 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 9. maddesiyle değişik Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 37/2 maddesinde yapılan düzenlemeyle, istasyonlu akaryakıt bayilerinin lisansları kapsamındaki akaryakıt istasyonları yoluyla, <lisanslarına işlenmek> ve <gerekli tedbirleri> almak kaydıyla tarım sektörünün ihtiyaçları için tanker ve köy pompası vasıtasıyla LPG hariç akaryakıt satışı yapabileceklerini kural altına almıştır.

Böylece, köy pompasının lisansa işlenme talebini inceleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun mevzuat çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığını araştırarak, gerekli tedbirleri alan lisanslı bayilere, lisansına derc etmek suretiyle köy pompasının faaliyetine izin vereceği, talebi reddetmesi halinde de ilgililerin gerekli tedbirleri almadığı ve lisansa işlenme gereklerini yerine getirmedikleri anlaşılacaktır. Ayrıca, 5015 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca, petrol piyasasında faaliyette bulunanların, durumlarını Petrol Piyasası Kanunu'nun getirdiği sistemle uyumlu kılmaları için, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 20.12.2003 tarihinden itibaren bir yıl (20.12.2004 tarihine kadar) süre tanınmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 14.12.2004 günlü, 394/82 sayılı kararında da, 6326 sayılı Petrol Kanunu'na göre belge sahibi olanların 20.12.2004 tarihine kadar lisans başvurusunda bulunmuş ve lisans başvuruları reddedilmemiş olması kaydıyla 20.03.2005 tarihine kadar faaliyetlerine izin verildiği, 20.03.2005 tarihinden itibaren de lisansını almamış hiç bir akaryakıt istasyonunun petrol piyasasında faaliyette bulunamayacağı belirtilmiştir.

Bakılan davada, istasyonlu akaryakıt bayilik lisansı bulunan davacının, 20.03.2005 tarihinden sonraki dönemde lisansına dercettirmeden köy pompası vasıtasıyla akaryakıt ticareti yaptığı tespit edilerek, söz konusu köy pompası mühürlenmiş ve 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca sahip olduğu lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiği gerekçesiyle davacıya bayiler için öngörülen para cezasının uygulanmasına karar verilmiştir. Bu durumda, lisansına dercettirmeden köy pompası vasıtasıyla akaryakıt ticareti yaptığı ve sahip olduğu lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterdiği sabit olan davacıya verilen idari para cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

Dava, davacıya lisansına işletmediği köy pompası akaryakıt satışı yaptığından bahisle tutulan tutanağa dayanılarak 5015 sayılı Kanunun olay tarihinde yürürlükte bulunan 19/2-b-2 maddesi ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca 57,156 YTL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 28.09.2006 tarih ve 935/24 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, davacının <Çankaya Mah. Bağtaşı Beldesi Almus TOKAT> adresinde akaryakıt ticaretiyle uğraştığı; 5015 sayılı Kanun 14. maddesi uyarınca yapılan denetimler sonucu düzenlenen 28.07.2005 tarih ve Seri A- 008032 numaralı mühürleme tutanağı ile davacının bayilik lisansına işletmediği köy pompası ile akaryakıt sattığının tespit edildiği anlaşıldığından, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca ve anılan maddenin dördüncü fıkrası hükmü gözönünde bulundurularak idari para cezası uygulanmasına ilişkin uyuşmazlık konusu Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmamakla birlikte, davacıya ceza verilmesine dayanak alınan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin, 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle değişmesi karşısında, yapılan bu değişikliğin dava konusu işlemin hukukiliğini etkileyip etkilemediğinin irdelenmesi gerekmektedir.

Davacıya lisansına işletmediği köy pompası ile akaryakıt satışı eylemi nedeniyle idari para cezası verilmesi işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 2. fıkrasının b bendinin 2 numaralı alt bendinde, sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi hali birinci derece kusur sayılarak sorumluları hakkında ikiyüz milyar TL idari para cezası uygulanacağı düzenlenmiş, 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle yapılan değişiklikle 19/2-b-2 maddesinde, sahip olunan lisansın verdiği haklar dışında faaliyet gösterilmesi halinde sorumlulara ikiyüzellibin TL idari para cezası uygulanacağı kuralına yer verilmiştir.

Adli para cezaları ile idari para cezaları arasındaki en önemli fark; adli para cezasının yapılan yargılama sonucunda mahkeme kararı ile verilmesi, idari para cezasının ise, yetkili idari mercilerce tesis edilmesidir. Bu itibarla, adli para cezasına konu eylem hakkındaki uygulanacak cezada davanın görülmesi sırasında bir değişiklik olduğu takdirde, eylemin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ceza ile sonraki tarihli ceza arasında farklılık olması halinde, mahkemece kişi lehine olan hükmün uygulanacağı genel cezalandırma kuralıdır. Ancak, idari para cezalarının da yer aldığı idari yaptırımlarda, yetkili idare tarafından idari işlem tesis edildikten sonra verilen idari para cezasına esas alınan yasa hükmünde bir değişiklik olduğu takdirde, işlemin sonuçlanarak hukuk aleminde yer almış olması nedeniyle dayanak alınan yasa hükmünün idari yaptırımlarda tekrar uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu olayda, idari para cezasına dayanak alınan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinde, 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle yapılan değişikliğin, dava konusu işlemin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca yasa değişikliğinden önce 28.09.2006 tarihinde tesis edilmiş olması karşısında, uygulamasına olanak bulunmadığı, işlemin hukukiliğinin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükmüne göre yapılacağı açıktır. Bir başka anlatımla, olayda, 5015 sayılı Kanunun 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle değişik 19. madde hükmüne uygun bir hukukilik denetime yapmaya olanak bulunmamaktadır.

Kaldı ki; 5015 sayılı Kanunun işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle davacının eylemi birinci derece kusur sayılarak ikiyüz milyar TL (ikiyüzbin YTL) idari para cezası verilmesi, 5015 sayılı Kanunun 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle değişik 19. madde hükmüne göre ise, davacının eylemine ikiyüzellibin TL ceza verileceğinin görülmesi karşısında, yeni düzenlemenin, davacının lehine bir düzenleme olduğunu kabul etmeye olanak bulunmadığı kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan toplam 96,60 YTL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ayrıca, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 500,00 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta giderinin istemi halinde davacıya iadesine, 17.06.2008 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğuyla, karar verildi.

GEREKÇEDE KARŞI OY

İdari işlemlerin yargısal denetimlerinin tesis edildikleri tarihteki hukuki duruma göre yapılması gerekmektedir.

20.12.2003 tarih ve 25322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinde idari para cezaları düzenlenmiş ve idari para cezalarının miktarlarının her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle uygulanacağı hükme bağlanmış iken, 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5728 sayılı Kanun'un 522. maddesi ile anılan 19. madde yeniden düzenlenmiş olup; idari para cezalarının miktarları yeniden tespit edilmiştir.

31.03.2005 tarih ve 25772 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla, bir kısım ilke ve esaslar belirlenerek çeşitli kabahatler tanımlanmıştır. Kanunun 2. maddesinde kabahat deyiminin; Kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulamasını öngördüğü haksızlık olarak anlaşıldığı belirtilmiş; aynı Kanunun 3. maddesinde bu Kanun hükümlerinin bütün idari para cezaları hakkında uygulanacağı kuralı getirilmiş; zaman bakımından uygulama başlıklı 5. maddesinde 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler hakkında da uygulanacağı öngörülmüş; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulama başlıklı 7/2. maddesinde ise suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.

Dava konusu işlem, 5326 sayılı Kanundan sonra ancak 5728 sayılı Kanundan önce tesis edilmiş olup; tesis edildiği tarih dikkate alındığında iptal karar verilmesini gerektirecek bir hukuki durum bulunmamaktadır. Ancak; yukarıda da belirtildiği üzere 5326 sayılı Kanunun genel hükümleri ve 5237 sayılı Kanunun anılan 7. maddesinin ikinci bendi hükmü dikkate alındığında infaz sürecinde lehe olan kanun hükmüne göre uygulama yapılması gerekmektedir.

Nitekim Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu da, eski tarihli olup, tespitini daha sonra yaptığı eylemler nedeniyle uyguladığı idari para cezalarında, 5326 sayılı Kanunun atfı ve 5237 sayılı Kanunun uygulama ve infazla ilgili genel hükmünü dikkate alarak 5728 sayılı Kanunda öngörülen miktarı esas almaktadır.

Bakılan uyuşmazlıkta da idarece verilen para cezasının infazının 5728 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Ancak uygulama ile ilgili bu durum daha önce ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak tesis edilen işlemin iptali sonucunu yaratmamaktadır. Davanın bu gerekçe eklenmek suretiyle reddi oyuyla, karara gerekçe yönünden karşıyım.

KARŞI OY

20.12.2003 tarih ve 25322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinde idari para cezaları düzenlenmiş ve idari para cezalarının miktarlarının her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle uygulanacağı hükme bağlanmış, 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5728 sayılı Kanunu'nun 522. maddesi ile anılan 19. madde yeniden düzenlenmiş ve yeni idari para cezaları miktarları tespit edilmiştir.

31.03.2005 tarih ve 25772 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile toplum düzeninin, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla, bir kısım ilke ve esaslar belirlenerek çeşitli kabahatler tanımlanmıştır. Kanunun 2. maddesinde kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulamasını öngördüğü haksızlık olarak anlaşıldığı belirtilmiş, aynı Kanunun 3. maddesinde bu Kanun hükümlerinin bütün idari para cezaları hakkında uygulanacağı kuralı getirilmiş, zaman bakımından uygulama başlıklı 5. maddesinde 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler hakkında da uygulanacağı öngörülmüş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesinin 2. bendinde ise suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.

Bu nedenle, davacının lehine olan 5728 sayılı Kanunu'nun 522. maddesinde tespit edilen idari para ceza miktarının uygulanması gerektiğinden ve davacıya uygulanan 57,156 YTL idari para cezası 5728 sayılı Kanunla belirlenen 50,000 YTL'den fazla olduğundan, aşan kısmın iptali gerektiği oyu ile karara karşıyız.

 
free poker