Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

İdari Para Cezalarında, Ceza Verilmesinin Dayanağı Olan Kuralın Yürürlükten Kaldırılması Veya Lehe Düzenleme Yapılması Yoluyla Ortaya Çıkan Yeni Hukuki Durumun Dikkate Alınması Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

İdari Para Cezalarında, Ceza Verilmesinin Dayanağı Olan Kuralın Yürürlükten Kaldırılması Veya Lehe Düzenleme Yapılması Yoluyla Ortaya Çıkan Yeni Hukuki Durumun Dikkate Alınması Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

T.C. DANIŞTAY

13.Dairesi

Esas: 2008/545

Karar: 2010/3827

Karar Tarihi: 05.05.2010

ÖZET: Dosyanın incelenmesinden; ihbar üzerine yapılan denetim sonucu düzenlenen olay yeri tutanağı ile, davacıya ait olduğu belirlenen …. plakalı tankerden sayaç ve pompa vasıtası ile depolama ve ikmal kapasitesi bulunmayan <Y./M.> adresinde bulunan bir şantiyede kum ve çakıl taşımasında kullanılan kendisine ait tır araçlarına akaryakıt ikmal ettiğinin tespit edildiği anlaşıldığından, davacı hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin olarak verilen Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Davanın Özeti: Bayilik lisansı sahibi olan davacıya akaryakıt istasyonu dışında tankerden araçlara akaryakıt ikmali yaptığının tespit edildiği ileri sürülerek 5015 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 7. fıkrası ihlal ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 29.11.2007 tarih ve 1396/38 sayılı kararının; sözü edilen tanker içerisindeki akaryakıt sahte olmayıp, Balpet Dolum Tesislerinden temin edildiği ve başka bir araca akaryakıt ikmalinin söz konusu olmadığı, eksik tespite dayalı tesis edilen işlemin kanun ve usule aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca bayilik adı altında yürütülecek olan piyasa faaliyeti için lisans alınmasının zorunlu olduğu, Kanun'un 14. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde yapılan denetimlerde, davacının sahibi olduğu tankerden araçlara akaryakıt ikmali yaptığı düzenlenen olay yeri tutanağı ile tespit edildiği, bu tespite dayanılarak verilen idari para cezasında Kanun'a aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Dr. Fikret ERKAN'ın Düşüncesi: Sahip olduğu tankerden araçlara akaryakıt ikmali yaptığı tespit edilen davacı hakkında, Kanun'un 19. maddesi uyarınca uygulanan idari para cezasında hukuka uygun bulunduğu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile bu Kanun'un yollama yaptığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun <zaman bakımından uygulama> başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrası gereği idarece verilen para cezasının tahsil edileceği tarihte ceza miktarında lehe yapılan değişiklik esas alınarak tahsilat yapılacağından, tespit tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak tesis edilen işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmediği nedeniyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Elmas MUCUKGİL'in Düşüncesi: Dava, davacıya, akaryakıt istasyonu dışında akaryakıt ikmali yaptığının 14.08.2006 tarihli tutanak ile tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanunun 19/2-(a) -3 ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca 156.895-YTL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 29.11.2007 tarih ve 1396/38 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 9. maddesinin 7. fıkrasında; Fabrika, şantiye, nakliye filosu işletmeleri ve benzeri kendi ihtiyaçları için depolama imkanı ve kendi araçlarına akaryakıt ikmal kapasitesi olan yerler hariç, araçlara yapılacak akaryakıt ikmali bayilik lisansı ve yeterli donanımı olan akaryakıt istasyonları dışında yapılamayacağı hükme bağlanmış, Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin Bayilik lisansı sahiplerinin yükümlülükler başlıklı 38/b maddesinde; Fabrika, şantiye, nakliye filosu işletmeleri ve benzeri kendi ihtiyaçları için depolama imkânı ve kendi araçlarına akaryakıt ikmal kapasitesi olan yerler hariç olmak üzere, akaryakıt istasyonları dışında akaryakıt ikmal ve satışının yapılmaması kuralı getirilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının akaryakıt istasyonu dışında akaryakıt ikmali yaptığının tutanak ile tespit edilmesi nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca ve anılan maddenin dördüncü fıkrası hükmü gözönünde bulundurularak idari para cezası uygulandığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu Kurul kararında, tespit esas alınarak işlem tesis edildiğinden, mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Her ne kadar davacıya ceza verilmesine dayanak alınan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesi, 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle değişmiş ise de; dava konusu işlem, idari para cezasına dayanak alınan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinde yapılan değişikliğin öncesinde tesis edildiğinden ve işlemin hukukiliğinin; tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükmüne göre yapılması gerektiğinden, 5015 sayılı Kanunun değişik 19. maddesi hükmüne uygun bir hukukilik denetimi yapmaya olanak bulunmamaktadır.

Kaldı ki; 5015 sayılı Kanunun işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle davacının eylemi ağır kusur sayılarak (ikiyüzbin YTL) idari para cezası verilmesi, 5015 sayılı Kanunun 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle değişik 19. madde hükmüne göre ise, davacının eylemine (ikiyüzellibin TL) ceza verileceğinin görülmesi karşısında, yeni düzenlemenin, davacının lehine bir düzenleme olduğunu kabul etmeye olanak bulunmamaktadır.

Belirtilen nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava; bayilik lisansı sahibi olan davacıya akaryakıt istasyonu dışında tankerden araçlara akaryakıt ikmali yaptığının tespit edildiği ileri sürülerek 5015 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 7. fıkrası ihlal ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 29.11.2007 tarih ve 1396/38 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun <Lisansların tabi olacağı usul ve esaslar> başlığını taşıyan 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; akaryakıt dağıtımı, taşıması ve bayilik faaliyetlerinin yapılması için lisans alınmasının zorunlu olduğu kuralı getirilmiştir.

Kanun'un <Faaliyetlerin kısıtlanması> başlığını taşıyan 9. maddesinin 7. fıkrasında; fabrika, şantiye, nakliye filosu işletmeleri ve benzeri kendi ihtiyaçları için depolama imkanı ve kendi araçlarına akaryakıt ikmal kapasitesi olan yerler hariç, araçlara yapılacak akaryakıt ikmali bayilik lisansı ve yeterli donanımı olan akaryakıt istasyonları dışında yapılamayacağı kuralına yer verilmiş; 14. maddesinin dördüncü fıkrasında; Kurumun piyasa faaliyetlerini kendi personeli veya kamu kurum ve kuruluşları ile özel denetim kuruluşlarından hizmet alımı yoluyla denetime tabi tutacağı belirtilmiştir.

5015 sayılı Kanun'un <İdari para cezaları>nın düzenlendiği ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendinde, <9. madde de yer alan kısıtlamalara uyulmaması> hali ağır kusur sayılarak, sorumluları hakkında beşyüz milyar Türk Lirası idari para cezası uygulanacağı; dördüncü fıkrasında, bayiler için yukarıda yer alan cezaların beşte birinin uygulanacağı; son fıkrasında ise; idari para cezalarının miktarlarının her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; ihbar üzerine yapılan denetim sonucu düzenlenen 14.08.2006 tarihli olay yeri tutanağı ile, davacıya ait olduğu belirlenen 23 K 1766 plakalı tankerden sayaç ve pompa vasıtası ile depolama ve ikmal kapasitesi bulunmayan <Yatağan/MUĞLA> adresinde bulunan bir şantiyede kum ve çakıl taşımasında kullanılan kendisine ait tır araçlarına akaryakıt ikmal ettiğinin tespit edildiği anlaşıldığından, davacı hakkında, 5015 sayılı Kanun'un yukarıda anılan 9. maddesinin yedinci fıkrasını ihlal ettiğinden bahisle anılan Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin 3 numaralı alt bendi uyarınca idari para cezası uygulanmasına ilişkin olarak verilen Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, davacıya ceza verilmesine dayanak alınan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin, 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 5728 sayılı Kanun'un 522. maddesiyle değişmesi karşısında, yapılan bu değişikliğin dava konusu işlemin hukukiliğini etkileyip etkilemediğinin irdelenmesi gerekmektedir.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinde, 5728 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin sonucu uygulanacak idari para cezasının miktarı yeniden belirlenmiştir. Bu miktara her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında arttırım uygulanması nedeniyle uygulanacak para cezası miktarı yıllar itibarıyla farklılık göstermekte olup, davacının 5015 sayılı Kanun'a aykırı faaliyette bulunduğu tarihteki ceza miktarının 784.477.-TL, 2008 yılındaki ceza miktarının 906.553.-TL olmasına karşın, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme sonucu ceza 600.000.-TL'ye indirilmiş, 2009 yılı için ise 672.000.-TL olarak belirlenmiştir.

İdari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı olan kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukuki durumun dikkate alınması gerekmektedir.

Bu durumda; idarece verilen para cezasının tahsil edileceği tarihte ceza miktarında lehe bir değişiklik söz konusu ise, bu miktar esas alınarak tahsilat yapılacağından, ihlâlin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak tesis edilen işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.

Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 19.02.2009 tarih ve E:2008/3398, K:2009/60 sayılı kararı da aynı yöndedir.

Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan toplam 112,20.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.000,-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta giderinin istemi halinde davacıya iadesine, 05.05.2010 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

 
free poker